- 10. Efes
Pilsen Blues Festivalinin Ardından
Son üç tanesini takip edebildiğim
blues festivalleri serisinin onuncusunu da görmüş olduk. Festival diğerleri
gibi Hilton excibition centerde yapıldı. Efes pilsen aynı sahne ve
oturma düzenini 3 senedir koruyor. Piknik masaları ve bira fıçıları
uygun gözükse de hepsi yeterince rahatsız ve kocaman Hilton halısının
üstünde ortamın yapaylığını hemen vurguluyor.
Konsere gelince…
Sahneye ilk C.Thomas King çıktı.
Müzisyen gurubun getirmemişti ve tek elektrik gitar ve tuşlu çalgılarla
çaldı. Efes Pilsen’in basın bültenininde belirtildiği gibi
King’in bütün sahnesi boyunca ‘Hendrix’in vekilliğini’ ve
‘Blues’un tonlarını lacivertden açık maviye kadar denemesini’
bekledim. Ama King slide bar’ıyla ve lirikleri ile bize çok
standart, zaman zaman gereksiz blues parçaları sundu.
Eddie Clearwater, kafasında
‘chief’ tüyleriyle King'den sonre sahneye çıktı. Yetiştiği
gospel etkisinden uzak Chicago tadında blues parçalarını çaldı,
sahnede beklenen şovunu yaptı, kocaman suratında kocaman bir gülümseme
vardı. Bunun şovun bir parçası olmadığını ve gerçekten çok güleryüzlü
bir insan olduğunu da kendisiyle görüşme fırsatım olduğunda anladım.
Kendisine pena hediye ettiğimde Mr.Clearwater esprili bir şekilde
benden onu imzalamamı istedi ve benim imzamı taşıyan penayla çalmaktan
gurur duyacağını söyledi. Ayrıca Clearwater sahnede ‘Johhny be
good’u da çaldı.
Ve sahneyi ‘adamım’ Bobby
Rush aldı. Tam bir şov insanı olan Rush tabii ki yanında tombul iki
zenci dansçısını da getirmişti. Sahnesi boyunca onlara sataştı,
bize dansçıların oralarını buralarını gösterip ‘Nasıl güzel
mi? Ehe ehe’ diye sordu. Dansçı kadınların oraları buralarıyla düet
yaptı(!) ’Bir şişmana aşığım, söyle bakalım senin kadının
benimki kadar şişman mı diye’ bir elemana soru soran Rush, kadının
tombulluğunu kanıtlamak için bize iç çamaşırlarını gösterdi. Kısaca
40 yıllık dev sahnede insanların nasıl dev olduklarını kanıtladı.
Tek kelimeyle, ayakta uyuyan gözleri şiş basçısı dışında mükemmeldi!
Rush’dan sonra çıkan
Zydeco’nun grubunda diğerlerinde farklı olarak iki adet trompetçi
vardı ve güzel brass yaptılar. Elemanın biri ise bıkmadan yılmadan
tüm sahne boyunca boynuna asdığı washboard’u çaldı durdu. Bir
yerden sonra bezdim. Zydeco’nun yaptığı tarzı çok sevmememden ötürü
yorumda bulunmam çok doğru olmaz ama bana yaptığı yüksek
persformanslı tarz için sahnede fazla kaldı gibi geldi.
Festival televizyondan bir ‘gençlik-müzik(!)’
kanalı tarafından canlı yayınlandı. Umarım gençliğimiz biraz
olsun feyz almış ve bazı şeylerin farkına varabilmiştir. Bir kişi
kazanılsa kardır yav…
Efes pilsen onbirinci festival için
ne düşünüyor bilmem ama bence festival öncelikli olarak daha geniş
bir yere alınmalı. Ayrıca bira ve patates gibi şeylerin pahalı
olması anlaşılabilirken, suyun 750.000 lira olması biraz abartı
geldi bana… Blues’un kökeni ve çıkış mantığına inat,
’Blues dinleyenin parası vardır, versin’ mantığı mı çalıştı
acaba yine?
- Francois
|