Büyük ve Küçük
Hayatlarımızı çok ince, ağsı ipliklere
bağlı olarak kurduğumuzun farkında mısınız? Her an kırılabilir veya
kopabilir. Buna örnek geçen salı yaşandı. Belki tek bir kişi için öyle ama
etkileri, tepkime devam ediyor.
Eve gitmişti. Uzun uzun yürümüştü. Çok uzun sayılmazdı belki ama birkaç
kişilik eksiltecek kadar, onun için uzun sayılabilecek kadar yürümüştü. Hem
zorunlu olarak hem de istemişti. Uzun yürüyüş yapanlar bilir: bir andan
sonra tek adım atamayacak kadar yorulduğunuzu ve yolların tahmininizden daha
çok olduğunu, dayanamayıp bir yere çökeceğinizi, kollarınızı açıp bağırarak
yere uzanacağınızı, çevrenizdekilerle dalga geçip onlara “önüne baksana”
diyeceğinizi hissedersiniz ve hiç kimsenin size karışmamasını dilersiniz. Ve
herkesten çok bilecek kadar yürümüş olduğunuzu düşünürsünüz. Öyledir de.
Bunu tartışmıyorum. Eve gittiğinde hiçbir şey yapamayacak durumda olacak
kadar yorulmuştu. Haliyle bir gece önce pişirdiği patatesleri yedikten sonra
erken sayılabilecek bir saatte yatmıştı. Sadece uzanıp kitap okumak
istemişti. Kitapta birinin 4 saati saniyesi saniyesine işleniyordu. Ne bir
olay, ne bir kurgu, ne başka bir şey. O birinin 4 saatlik kendiyle
konuşması, dertleşmesi ve yüzleşmesi vardı. Belki kurgu böyle olmasıydı. Ama
zaten yazmak böyle bir şey değil miydi? Kimse okunan belli bir sayıdaki
sayfanın ne kadar yaşandığını, eğer kasıt buysa, bilemezdi. Kitap böyle
başlıyordu “4 saat boyunca konuşmuştu kendisiyle yürüyerek ve bu 4 saati
size aktarmam için beni seçti…” Hiç kimsenin kendisini seçmiş olmaması kötü
diye düşünmüştü. Yalnızlığı onu kollarından ve bedeninden çekip uyuması için
zorlamıştı. Tabi ki dayanamadı hem de yorulmuştu. Herneyse sabah, gece erken
yattığı için kalkıp gazete almaya zamanı vardı. Bakkala giderken elektrik
direğine asılı taksi çağırma düğmesini gördü. Hep gördüğü ve o ana kadar
ertelediği zararsız diye düşündüğü oyunu, küçükken apartman sakinlerinden
birinin ziline basıp kaçma oyununu oynadı. Masum bir işti bu. Ama o sırada
alt sokakta, ya da üst, ama yan, evden aceleyle çıkmak zorunda kalmış ve iki
dakika içinde taksi bulamazsa sevgilisini kurtarmaya yetişemeyecek biri
vardı ve taksi ziline ondan sonra bastığı için beklemeye alınmıştı. Arkadaşı
4 kutu uyku hapı boşaltmıştı ağzından içeri, o kitabı okuduktan sonra, ve
içtikten sonra SON kez sesini duyup vedalaşmak istemişti SON sevgilisiyle.
Çok “büyük” olduğunu düşündüğümüz dünyanın içinde “küçük” yaşantılarımızla
yalnız değilmişiz gibi, ya da tam tersi.
|