-
- Sabah olmuş,
- Bir martının çığlığı
kulaklarımda.
- Kanatlarını denize
çarpışıyla karışıyor.
- Deniz; durgun, dalgasız,
- Sabahın sessizliği çökmüş
üzerine;
- Sanki gece hiç olmamış,
- Dövmemiş dalgalar kıyıyı,
- Yosunlar taşınmamış kumlara,
- Açıklardan hiç gemi geçmemiş
sanki,
- Hep sabahmış gibi...
- Oysa yeni göründü güneş
ufukta,
- Hatta ay hala orda,
- Soğuk yüzüyle bakıyor bana.
- Birazdan güneşin ardında
kalacak belki ama,
- Tekrar gelecek tüm
soğukluğuyla.
- Ve sabah karşı koyacak tekrar
ona
- Durmadan çığlık atan bir
martıyla;
- Sabahın sessizliğini bozmak
ister gibi,
- "Artık gün
başlamalı!"der gibi,
- Biraz geceden korkmuş gibi,
- Düşünüyor:"Nerede
diğerleri?",
- Tıpkı benim düşündüğüm
gibi.
- Ve bir vapur geçiyor
açıklardan.
- Sesiyle kurtuluyor sabah
çığlıklardan.
- Güne karışıyor sesler,
- Her bir insanın içine işliyor,
- Sessiz bir çığlık olup geceyi
bekliyor.
- Martı çığlığını
duyuramıyor.
- Şehrin gürültüsü uğultuya
dönüşüyor.
- Hergün üzüntüden bir martı
ölüyor.
- Ölen hep sabahki o martı oluyor;
- Kanatlarını çarpıyor
durgunluğunu yitirmiş denize,
- Artık sesi çıkmıyor,
- Çığlık bu kez günün sesine
karışmıyor,
- Sadece susuyor! Martı kanat
çırpmıyor.
- Dalgalara kıyıya vuruyor.
- Bir martı, kirli yosunların
arasında cansız yatıyor,
- Kimse farketmiyor!
- Vapurun düdüğü satıcının
sesine karışıyor.
- Binlerce ayak sesi geçiyor,
- Ölü yatan martının yanından.
- Martılar çığlık atmaya
korkuyor,
- Atanların çığlığı eziliyor
bir kornanın altında.
- Rüzgar çıkıyor,
- Akşam serinliği,
- Gök hafiften kızarmış,
- Güneş bir dağın ardına
sığınmış,
- Ay sevimsiz yüzünü
çıkarmış,
- Gün bitmiş gece başlamış.
- Ve yine sabah,
- Bir martı,
- Bir çığlık,
- Bir ölü!..