birikinti

...kenarköşe

Çığlık
 
Sabah olmuş,
Bir martının çığlığı kulaklarımda.
Kanatlarını denize çarpışıyla karışıyor.
Deniz; durgun, dalgasız,
Sabahın sessizliği çökmüş üzerine;
Sanki gece hiç olmamış,
Dövmemiş dalgalar kıyıyı,
Yosunlar taşınmamış kumlara,
Açıklardan hiç gemi geçmemiş sanki,
Hep sabahmış gibi...
Oysa yeni göründü güneş ufukta,
Hatta ay hala orda,
Soğuk yüzüyle bakıyor bana.
Birazdan güneşin ardında kalacak belki ama,
Tekrar gelecek tüm soğukluğuyla.
Ve sabah karşı koyacak tekrar ona
Durmadan çığlık atan bir martıyla;
Sabahın sessizliğini bozmak ister gibi,
"Artık gün başlamalı!"der gibi,
Biraz geceden korkmuş gibi,
Düşünüyor:"Nerede diğerleri?",
Tıpkı benim düşündüğüm gibi.
Ve bir vapur geçiyor açıklardan.
Sesiyle kurtuluyor sabah çığlıklardan.
Güne karışıyor sesler,
Her bir insanın içine işliyor,
Sessiz bir çığlık olup geceyi bekliyor.
Martı çığlığını duyuramıyor.
Şehrin gürültüsü uğultuya dönüşüyor.
Hergün üzüntüden bir martı ölüyor.
Ölen hep sabahki o martı oluyor;
Kanatlarını çarpıyor durgunluğunu yitirmiş denize,
Artık sesi çıkmıyor,
Çığlık bu kez günün sesine karışmıyor,
Sadece susuyor! Martı kanat çırpmıyor.
Dalgalara kıyıya vuruyor.
Bir martı, kirli yosunların arasında cansız yatıyor,
Kimse farketmiyor!
Vapurun düdüğü satıcının sesine karışıyor.
Binlerce ayak sesi geçiyor,
Ölü yatan martının yanından.
Martılar çığlık atmaya korkuyor,
Atanların çığlığı eziliyor bir kornanın altında.
Rüzgar çıkıyor,
Akşam serinliği,
Gök hafiften kızarmış,
Güneş bir dağın ardına sığınmış,
Ay sevimsiz yüzünü çıkarmış,
Gün bitmiş gece başlamış.
Ve yine sabah,
Bir martı,
Bir çığlık,
Bir ölü!..
Aycan Koç
21/05/2000

birikinti