- Closer - neil gaiman
Eve yorgun gelmistim, dus bile alamadan
yataga yigildim. Gozlerimi kapamamla beraber insana benzeyen siyahlar giyinmis bembeyaz
tenli varlik bilincaltimin kapisini sonuna kadar acti.
"Dreamking, Morpheus'un, dunyasina
hosgeldin"
Bulutlarin uzerinde kocaman bir sato ve
satonun kapisinda bekleyen aslan ve ejder basli iki yaratik nereye gittigimi sordular.
Dreamking'i gormeye dedim. Bir sure aralarinda konusup beni iceri aldilar. Ilk gordugum
birbiriyle olduresiye kavga eden, biri sakalli ve hain bakisli, oburu sakar, kisa ve
sisko iki adamdi. Merhaba Dreamking'i ariyordum dedim. Bana kendilerini tanistirdilar.
Sisko olanin adi Abel'di ve kucaginda sirin altin sarisi minik bir ejder vardi. Oburunun
adi da Cain. Tam tanistigimiza memnun oldum diyecektim ki, Cain, Abel'in sirtina bir bicak
saplayip oldurdu. Ben dehsetle cinayeti seyrederken, yavasca koluma giren uzun boylu siska
adam, merak etme nasil olsa tekrar canlanacak dedi. Cok gecmeden adi Lucien olan
kurtaricimin Dreaming'in kutuphanecisi oldugunu ogrendim. Beni satonun kutuphanesine
goturdu, bak, hayal edilmis ama kitaba dokulmemis butun eserler dedi.
Ben kitaplari karistirirken, yanimdan yavasca bir kedi gecti. Onu takip etmeye basladim.
Kediye o kadar dalmisim ki, onumde yuruyen zavalli kizi sonradan farkettim. Ikimizde yere
yuvarlandiktan sonra kizin bir "elf" oldugunu ve Elf'lerin kralicesi Titania
tarafindan Dreamking'e hediye edilmis oldugunu ogrendim. Mutsuz oldugu belliydi ama her
Morpheus'un lafi acildiginda gozleri parliyordu. Icimden "umutsuz bir asik daha"
diye gecirdim. Kediyi kaybetmistim. Uzaktan gelen seslere dogru yonelmeye basladim.
Dreamking, onunde bir insan onunla
konusuyordu. Otoriter bir sekli vardi, uzun boylu, simsiyah sacli, siyah giysili ama
bembeyaz tenli. Karsisinda konustugu adam, aksanindan anladigim kadariyla Ingilizdi.
Adinin Neil Gaiman oldugunu sonradan ogrendim. Eger gozunden hic cikarmadigi gunes gozlugu
olmasa, ne kadar da dreamking'e benziyor derdim. Morpheus ona birseyler anlatiyordu...
Aralarina girmemek icin en yakindaki odaya kendimi attim.
Gayet modern bir oda, icinde bir kutuphane, calisma masasi ve rahat oturacak bir
sandalye...amacim oturup konusmalarinin bitmesini beklemekti ama gozum masanin uzerindeki
kitaba takildi. Sandman: Preludes and Nocturnes... Yazar Neil Gaiman... Sayfalarini
karistirmaya basladim.
Yuzyilin basinda olumsuzluge
ulasmak icin "death" i dunyaya indirmeye calisan bir grup rahip yanlislikla
kucuk kardesi "dream" i dunyaya indirirler. 70 sene ellerinde hapis tuttuklari
dream, en sonunda kacmayi basaririr ve ondan calinan esyalari aramaya baslar. (Hikayedeki
dream cizimi ne de cok Morpheus'a benziyor diye dusundum) Calinan esyalarindan biri
cehennemde oldugundan oraya giden Dream, Lucifer Morningstar'in kucuk seytanlarindan
birini "soz duellosunda" yenip esyasini geri aldigi icin Morningstar onunla bir
daha ki karsilastiginda oldurecegini soyler (Seytanin nefretini kazanmak zor olsa gerek).
Tam o sirada odaya yine simsiyah giyinmis,
cok tatli, seker mi seker hayat dolu bir genc kiz girdi. "Pardon, okumani bolmek
istememistim" (istedigini yapabilirsin seker kiz) "Kardesimi gordun
mu?" (Boynundaki kocaman ankh dikkatimi dagitiyor) "Yoksa yine bir
yerlerde kabus mu yaratiyor?" Kimi aradigini anlamadim ama bozuntuya vermedim.
"Hayir henuz gormedim" (kiz ayni heyecan ve hayat dolu tonla) "Onu gorunce
Death'in onunla konusmak istedigini soyler misin?" Genc kiz geldigi gibi gitti.
(Death mi?) Canim kitaba devam etmek istiyor ama aklimdan o sirin kizi cikaramiyorum (Ne
yani, adi Death'miymis?)
Preludes and Nocturnes'u bir kenara
birakiyorum. Acaba baska Neil Gaiman kitabi var mi diye etrafa bakarken gozume Season of
the Mists takiliyor. Onu alip okumaya basliyorum. Dream, cok seyrek yapilan aile yemegine
katiliyor. Abisi Destiny ve diger kardesleri Death, Desire, Delirium, Despair'i uzun
sureden beri (1 yuzyil degildir herhalde?) ilk kez bir arada gorusu. Tek eksik Destruction
yemege gelmiyor. Yemek sirasinda Desire, Dream'e sevgilisi Nada'yi onun kralicesi olmadi
diye, cehenneme surgune yolladigi icin igneliyor. Masadaki gergin ortam sonrasi Dream
kararini veriyor. Sevgilisini kurtarmak icin cehenneme dogru yola cikiyor. (Ama bu intihar
etmek degil mi?)
Obur odada konusmalarin bittigini, kitaba
daldigim icin, gec de olsa anliyorum. Odadan cikip etrafa bakiyorum. Yine kimse yok. Bu
kadar buyuk bir saray ve icinde bu kadar az yasayan insan var. Dream King cok yanliz
olmali. Yanimdan yine ayni kedi hizla geciyor. Bu sefer benden kacamayacak. O
kovalamaca sirasinda nereye kostugumu gormuyorum bile, bir bakiyorum saray kapisindan
cikmak uzereyim. Tam kapidan ciktigim zaman arkamda Dream King beliriyor. Kapilar
kapanmadan once son sozlerini duyuyorum "Tekrar gorusmek uzere"
Sabah alarmin sesiyle uyaniyorum. Dream
King? Death? Neil Gaiman? Hemen bir kagit kalem bulmak icin yataktan firliyorum. Tam
hatirladiklarimi kagida dokecekken telefon caliyor. "Uyandin mi miskin? Unutma
birazdan yemege cikacagiz" (Hic unutur muyum?) Telefonu kapatiyorum. Elimdeki kagit
kaleme bakip, offf, simdi ne yapacaktim diye geciriyorum. Onlari bir kenara firlatip
dusa dogru gidiyorum.
Neil Gaiman'in Sandman serisi sirasiyla:
- Preludes and Nocturnes
Doll's House
Dream Country
Season of the Mists
A game of you
Fables and Reflections
Brief Lives
World's End
Kindly Ones
The Wake
"I know the story, you see. I am all writing it down for you. So it will be
remembered"
-
Neil Gaiman
- "We do what we must. Sometimes we can
choose the path we follow.
Sometimes our choices are made for us. And sometimes we have no choice at all"
-
Dream "Morpheus"
"Why do they blame me for all their little failings? they use my name as if I spend
my entire day sitting on their shoulders, forcing them to commit acts they would
otherwise find repulsive. The devil made me do it. I never made one of them do anything.
Never. They live their own tiny lives. I do not live their lives for them"
-
Lucifer Morningstar
- "It has always been the prerogative of
children and half wits to point out that the emperor has no clothes. But the half
wit remains a half wit and the emperor remains an emperor"
-
Dream
"We can not evade our responsibilities. That which is dreamed can never be
lost. Can never be undreamed."
-
Lucien
"I wanted a tale of gracefull ends. I wanted a play about a king who drowns his
books and breaks his stuff and leaves his kingdom. About a magician who becomes a
man. About a man who turns his back to magic. Because...I will never leave my
island. I am.... in my fashion... an island. I am not a man. And I do not change. I asked
you earlier if you saw yourself reflected in your tale. I do not. I MAY NOT. I am the
prince of stories but I have no story of my own. Nor shall I ever. But I thank
you."
-
Dream talking to William Shakespeare.
"Sweet Dreams" Neil Gaiman
- damage
- 1998
|