birikinti

...kenarköşe

Tori Amos - Concertina

Sarının tüm tonları burada. Hemen köşede. Kafanı uzatırsan göreceksin. En tembelinden en tizine kadar. Birkaç haftalık boş sözlerin üstünden elveda diyorlar. Bir gölgenin tonları kadar inandırıcı - sahte - ve çok dinlendirici. Ayırt edemediğimiz dünyada huzur buluyoruz hepimiz. Biz koştururken o yaşanıyor. Sade bir duygu olarak yeniden başlıyor geceleri. Yalnızken.Sonra...Sonra herkes birbaşka yerinden tutuyor. Sürükleyip götürüyor demet demet çiçeklerini hayallerimin. Ben izin vermesem olmayacak bir rüya bu. Çekindim. Bunu duymaktan,duyduğumu söylemekten,söylediğime de inanmaktan. Düşler hep vardı,hep olacak. İlerisi yok. Biraz daha hızlı ve ahenkli. İşte,uyumun herkesin anlayabileceği çeşiti. Oysa en uyumlu duygular yavaş olanlar. Kökleri sonbaharda,gövdesi kışta,yaprakları ilkbaharda,mey veleri yazda olanlar. Bilmem anlatabildim mi? Etrafta bu dördüne sahip olduklarını sanan insanları görüyorum. Basitlikle suçluyorum -suçluyordum. Her şey en karmaşık olmak zorunda-zorundaydı. Ama şimdi farkına vardım -varıyorum. Basitlik huzur verici. Geriye tek sorun kalıyor; o da bunu insanların görmemesi. Böyle düşünürdüm. Şimdi bu sarının renklerinden oluşmuş duygusallıkta - bilmiyorum yarın ne kadarını hatırlayacağım - her şey çözülüyor. Soğuk suda eriyen şeker gibi. Yavaş ama en tatlı şekilde. Son üç gündür yaptığım tek şey sıcak hava içmek oldu. Gri göllerin soğuk'undan sonra hiç bir şey fark etmezdi. Yine de etmez. Küçük itiraflardan başka. Ateş ölür. Kaynağı oradan buradan olduğu için. Ateşimi istiyorum. Ölmemesi için. Gerekirse çalacağım. O zaman altın tarlalarını tutuşturmak için beni çağıracaksın. Birkaç gecikmiş yaşam boyunca beklediğim gibi bekleyeceğim o anı. Ve geldiğinde uyuyorsam, uyandırma beni. Sen de uyu. Ben seni uyandırırım, yaklaştığımızda...Altın tarlalarına... 

11/8/2000

birikinti