birikinti

...kenarköşe

Düş Yağmurları

Düş yağmurlarının sarı sandığında durup ağlayan gökyüzüne şarkılar söylediğim her gece kapıyı açıp bir buse fırtınasıyla gönlümü toz duman etmeni beklerdim.Bekliyorum..... Gece sokağına bıraktığın üç karanfili alıp kaçtığımda seni sevdiğimi söylememiştim gözlerinde geceyi bekleyen beyaz kalpli baykuşlara. Sokağın sonuna gelmiştim. Gölgem sessiz bir fırtınayla karanfillerimi alıp yan sokağa kaçtı.Öfkemi tanrının iyi düşlerine gönderip gece sokağını karanfilsiz ellerimle terk ettim.Kötü bir sonla eve geldim. Benden habersizce sönen ışıkların altından sitem dolu gözlerle geçip gittim.Uyandığımda yaşama bir gün kalmıştı.Çıplak bedenimi saran beyaz gözlü kelebekle sonumu umursamadan kırgın penceremden uçup gittim.Seni ağlayan gözyaşında dans ederken gördüm.Yanına gelip sana eşlik etmeyi çok istedim.Ama beyaz gözlü kelebek ne seni nede dansını sevmemişti.Ellerimden tutup “Kıvılcımlar aleve dönüşmeden yüreğindeki fırtınayı durdur” dedi.Durdurdum.......... Artık ölüyorum. Yüreğim son kez seni sevmek için mavinin öldüğü denize daldı.  Nedeni olmayan hırçın bir yağmur yağışında sevdaya tövbe edip geri döndüğün de bedenim sevda kokan toprağa gömülmüştü.Anlamını hiçbir zaman bulamadı ğım bu garip rüyanın sonunda senin ellerindeki ölüm tozlarını yüreğime atarak sessizce bedenimi terk edişini son bir yaşam busesiyle izledim.Ve öldüm......... "günah yağmurlarında kaybedilen sevgiliye bir düş” Ardına kadar açtığım beyaz çizgili bu kapı her an acı bir çığlıkla geçmişime kapanacakmış gibi kan kırmızısı gözlerime bakıyor. Nedenini düşünmeden yaşadığım iğne uçlu hayatımda bir kere bir düş anında çığlık olup günahlar cennetine adım attım. İnanmadığım tüm yüzü kapalı sevdalar oradaydılar.Her zamanki gibi sessiz ve aşıktılar.Bana ait oldukları zamanları hatırladığımda bir an çok acı çektim.Sonra onları sevmeyişimi hatırladım uzun bir süre mutlu oldum.Gözlerimi kapatıp bir rüyaya daldım........... Bir gölge serinliği,gözlerimde seni bekliyorum.  Zaman tenimden geçip gidiyor Seni yüreğimden söküp alarak.  Artık yoksun.  Kalan son inancımla haykırıyorum “Seni seviyorum”.Bir an bir ışık olup geçiyor ve ben bilinmeyen bir sessizlikten sonra tanrıya teslim oluyorum.  Evet “Seni seviyorum” sana ait olmadan.  “Seni sevmek oynadığım en basit oyundu"

Yasemin Kaymakçı
y_kaymakci@superonline.com
20/08/2000

birikinti