Güzel
- Peki sen ne istiyorsun ?? Bu soruyla yattığım yerden, gözlerim
gözlerini aradı ve buldu.. Şuana kadar bu soruyu soran insanlar olmuştu ve verecek bir
cevabım ise hep olmuştu..Şimdi ise, Düşünüyordum.. Yalan söylemek yada kaçamak
cevaplar vermek, bunların hiçbiri şuan istediklerim değildi.. Çok şey dedim.. Yada
bilmiyorum dedim.. Gözlerim busefer gökyüzüne takıldı.. Göğün gözlerini bulmaya
çalıştım. Onun gözlerine ise bakmamayı tercih ettim, yanlış olduğunu bile bile..
Hayaller dedi.. Gerçekler dedi.. Sustun, ama düşlerin konuşuyor . Soruma cevabı onlar
veriyor. dedi Öyle ise dinle dedim. Düşlerim benim hamurumdur. YA gerçekler,
gerçeklerle aran nasıl diye sordu. Iyi dedim. Hemde çok iyi. Yüzünde esmer bir
gülümseme oluştu.. doğru gerçeklerle iyisin.. Ama … Ama, ne dedim.. Uzaktan bir
akerdeon sesi geldi.. Işte dedi, düşlerin şarkılara başladı, bende duyabiliyorum,
duymamı sen istiyorsun. Kanat çırpıntısı, iki kırlangıcın parmaklıklara telaş
içinde yerleşmesi ile gözlerine baktım. Aynı esmer gülümseme ile ;; düşlerini
sevdim.. benim gerçeğimle düşlerin birleşince dedi ve ellerini kırlangıçlara
uzattı ve kırlangıçlar sanki dans ediyormuşcasına avuçiçine yerleştiler ve
akerdeon ritmlerine uygun olarak adım atmaya başladılar. Kendimi görebiliyordum, elma
şekeri kadar bir gülümse oluşmuştu yüzümde.. Kendimi yatağa boylu boyunca attım
ve yüzümü göğe çevirdim. Biliyorsun dedim.. Korkuyorum dedi. Hafif bir rüzgar esti.
Beraberinde doğunun toprak kokusunu getirdi. Enson konuğumuz ise yağmur oldu. Ayağa
kalktım ve aşağı baktım.. bütün kediler bir anda ortadan kaybolmuşlardı. O ise
hala kıpırdamadan oturuyordu. Yüzündeki esmer gülümseme kaybolmuş, ne
düşündüğünü anlamamam için bir peçe ile örtülmüştü. Yüzünü avuçlarıma
aldım ve yüzümü yaklaştırdım.. gözlerimle peçeyi kaldırdım.. benim yüzüme,
elma şekeri, onun ise esmer gülümsemesi yerleşti.. Yağmur gerçek ve biz
ıslanıyoruz dedim. Ellerimi sıkı sıkı tuttu, korkuyorum dedi.. Bendenmi,
yağmurdanmı, derken sanki bu soruyu birazda kendi içimde sorguluyordum, kafasını
salladı ama cevabını anlamadım, ellerimi öptü, Bende anlamamıştım.
…………………………………….. Yürürken adımlarımız yavaşlatıkça
yavaşlıyor, yolun bitmesine az bir zaman kalmışken nerdeyse yürümüyor, duruyorduk..
Yüzüme bakıp, çok güzelsin dedi.. Kafasın öne eğip; hemde çok güzel, sana bugün
söylemek istedim ama seni izlemek, ve her ayrıntını ezberlemek daha hoşuma gitti..
eğer sana söyleseydim yüzünü ve ellerini ve de en önemlisi samimiyetini
göstermeyeceğini düşündüm. Ama,,, Dedi ve sustu.. Ama dedim…………. Bir şarkı
mırıldandı.. ''şimdi öyle uzakki geldiğim yollar, yanlış bir öyküdeyim beni
yeniden yaz…………………………………………….. Tam o anda bir
kırlangıç saçlarıma sürtünerek geçti, yüzüne yine esmer gülümsemesi
yerleşti… Elma şekeri, çok sevdim dedi.. Yürüdük.. Ayrı yönlere, ayrı ayrı
gerçeklere, arkama baktım uzaktaydı, soluma baktım yanımdaydı.,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
……………………………………… Çalan telefona karşılık vermeyi hiç
istemiyordum. Ahizeyi kaldırır kaldırmaz, ANLAMIYORUM diye bir çığlık duydum.. bu
kelimeden sonra gelenleri nekadar duymak istesemde duyamadım. Aradabir karşıdaki ses
ordamısın diyordu, gırtlağımdan ise sadece boğuk bir hırıltı çıkıyordu…
karşımdaki kişi bu sesten yaşadığımı düşünüp devam ediyordu.. Sonra Sonra Sen
kimsin dedim, kimsin, Ve telefonu kapattım.. Odama çekildim.. Perdeleri açtım,
hoşgeldin gece ve uyku bugünkü sevişmenizde tukularınızın en muhteşemi
yaşanacakmış gibi görünüyor dedim... Telefonu susturmak mümkün değildi. ama
duymamazlıktan gelmek mümkündü. Soyundum, çırılçıplak yatağıma uzandım…
Sokak sanki evin içinde yaşıyordu. Soluk alıp veriyor ve acı çekiyor. Martılar
çığlık çığlığa kanat çırpıyorlar, yürüyen, konuşan, küfürden yada
tüküren insanların sesleri martıların çığlığına karışıyordu.. İçim
çıplak, dışım çıplak, ellerim ise hepsinden çıplaktı. Bir ses midemin
acımasına neden oldu. Kalktım cama doğru yürüdüm, yine aynı, bu sefer haykırış,
bir kızın çığlığı, yoksa bir martınınmı………………. Tekrar yatağıma
döndüm ve uzandım.. ses hala kulaklaklarımda, sesim 'anladım 'dedi. Bakire bir
kızın çığlığıydı bu, martılar isyan ediyordu, gecenin kirlendiğini
düşünüyorlar, ona kızıyorlardı. Oysaki kız…………………………
Düşündüm, üşüdüm, üstümü örttüm ve uyudum.. martılar, insanlar susmuştu.
Sadece gece ve uykunun ihtiras ve tutku dolu nefes alışlarını duyuyordum…………
……………………………………………………………………..
………………………………………………………… ……….. Ellerim
acıyordu. Gözlerim acıyordu. Odamdaydım ve hala yatağımdaydım. Kendime baktım,
biran için vücudumun binbir parçaya ayrıldığı gibi bir düşünceye kapıldım..
oysaki hiçbirşey yoktu.. ellerimde kan yada gözlerimde şişlik, olan tekbirşey vardı
oda düşteydim. .. düşüm ,düşüm, beni gördün, düşüm düşüm beni buldun, bu
tekerleme dilime dolandı, kısacık saçlarım ellerime dolandı…. Terliyordum. Nehrime
gitmeliydim, serinlemeliydim.. adımlarım beni suya götürdü.. Arkamdan birisi
seslendi, elmaşekeri……………… Düşlerini sevdim dedi.. sen çağırdın bende
geldim dedi.. Etrafında onlarca kırlangıç uçuşuyordu, yağmur başlıyordu.
Yanındaydım,kırlangıçlar ise saçlarımızda… Yüzüm ellerinin arasındaydı; ne
istiyorsun artık biliyorum, kelimelerle anlatmak niye zor onuda biliyorum dedi.. şimdi
yaşıyorum, beni kendine kattın, hamuruna kattın, ben senim, ve anladım.. Merkez
burası.. büyücü kuşları sana bırakıyorum, her yağmurdan sonra saçlarını
taramalarını istedim.. sonra bana dönecekler, saçlarından birer tutam getirecekler..
kanatlar çırptıkça senin kokunu duyacağım.. Yine yüzünde kocaman bir esmer
gülümseme ve ellerinde elma şekerleriyle. Uyandım. Sıcak pohça kokusu odamın
içinde tahrik edici bir şekilde dolaşıyordu.. pastaneye giderek iştahlı iştahlı
,iki pohça bir ayçöreği aldım.. pastacı amca, yada tezgahtar amca yüzüme garip
garip bakıp, sabahın bu saatinde elma şekeri mideni bozmazmı dedi. Yüzüme dokundum,
ama anlamadım ve cevap vermeden koşarak eve gittim.. elimdeki pohçaları
ayakkabılığın üstüne bıraktım ve aynaya baktım.. Kırmızıydım.. ağzım
burnum, sırıttım, dişlerim bile… Kedim komik komik mırıldadı, ona baktım, galiba
bana gülüyordu.. Içim gıdıklanmaya başlamıştı.. gülüyordum, gülüyordum,
kahkahalar atıyordum, Saçlarımın arasından kırlangıçlar çıkıyor, kedim hem
yüzümü yalamaya biryandanda Kırlangıçları yakalamaya çalışıyordu.. gıdıklanma
ve kahkahalar bir olup beni yere yıktılar.. Sesim dünyada yankılanıyordu. Kedime
baktım… mırıldıyor koşuyor, yalanıyordu.. Bu kahkalar nezaman duracaktı
bilmiyorum, yada durmasını istiyormuydum onuda bilmiyordum. Kedime baktım kocaman bir
esmer gülümseme ile karşılık verdi. Kapıya baktım esmer gülümseme içeri
girdi……………………..
- ti ti
- 29/08/2000
|