...kenarköşe

Hava Nasıl Oralarda

Yeni tanıştığı kişiyle saatler ilerledikçe muhabbetleri koyulaşmıştır. Ondan, ‘Havanın nasıl olduğu’ sorusunun meşhur hikayesini dinlemektedir. Birlikte olmak istediği kişiye o gün havanın nasıl olduğunu sorduğunda, karşısındaki ‘kapalı’, ‘bulutlu’ cevabını verirse bu birlikte olamayacakları; ‘açık’, ‘güneşli’ derse olabileceklerine inandığını söyler.

Deniz, oturduğu masada gözlerini baktığı gözlerden ayırır, kafasını doğrultarak sağındaki pencereden dışarı bakar: hava lanetlenmiş gibi kapalıdır! Bir şeyler mi ima etmek istiyor; diye düşünüp biraz olsun alınır. Karşısındaki ise daha önce tanıştığı birini anlatarak sözüne devam eder: Kıza havanın nasıl olduğunu sorduğunda ‘bilmiyorum‘ cevabını almıştır; oysa hiç hesaba katmamıştır bunu... Beklediği ‘ kapalı’, ‘açık’ bir şey, bir söz, bir ışıktır duyduğu ise ‘bilmiyorum!’. Sinirleri bozulmuştur bu beklenmedik durum karşısında. Hikayenin ardından sessizlik olur; ikisi de pencereden dışarıdaki bahçeye bakmak marifetmiş gibi birkaç dakikayı devirirler. Deniz ‘herhalde hala aynı kızı düşünüyor’ diye içinden geçirir. Gözü bahçe duvarının üzerinde gezinen siyah kediye takılmıştır; kötü şansla işbirliği edercesine suskunluğunu sürdürür. Ama o, Deniz’in kediye baktığını fark eder. Kedinin boynundaki tasmayı görüp görmediğini sorarak sessizliği bozar.

Lanetin ortadan kalkması için bir şanstır bu; ama ardından beklenmedik o soru gelir ‘Tasması ne renk?’ Deniz bu kısa süre içinde kediye ve tasmasına dikkatle bakar geri sayım başlamıştır: sarı, hayır krem; bej mi?? Bu bocalamada ‘Bilmiyorum!’ deyiverir. Yüksek bir yerden ayağı kayıp düşecekmiş gibi çırpınmış, bağırmış o an bulabildiği dallara tutunmaya çalışmış ama başka bir şey diyememiştir, çünkü o gün hava kapalıdır..

chaos

birikinti