kırık
Ve sen şimdi, yalnızlığı bir kadın gibi bedenlerine, ruhlarına sarmış,ve sokmuş
arkadaşlarınla, o küçük masanın etrafında içkini yudumluyorsun….
Bilincin yarı açık, yarı kapalı…….
Içkiyi tadını almadan, kokusunu duymadan sadece içiyorsun. Yağ gibi ağzının
içinde gezdirip, yutuyorsun.. her yudumda yutuluyorsun..
Aynı tadsızlık ve kokusuzluk içinde.
Bardak, elinde VAR ile YOK arasındaki tüm kavramları tartışıyorken buluyor kendini.
Dudakların ise bu tartışmaya son veriyor.
Sonra sana tadsız ve kokusuz içkini hazırlıyor.
Yine aynı pencere, aynı manzara….
Istanbul, ve istanbulun çok uzak bir şehri. Unutulmuş şehri….yada
yıkıntılar
şehrimi demeliyim…..
Evet, yıkıntılar şehri arasında, istanbula kadınlık yapan marmara denizini
izliyorsun.
Görüyorum, şuan o amaçsız bardak elinde etrafında yanan onlarca mumla kendini
düşünüyorsun. Yada sadece bardağı ……………
Ve son kez diyerek elini havaya kaldırıyorsun ve damla damla alkolü kanına kardeş
ediyorsun.
Bitti -yeniden- ama bu kez son diyorsun, içinden……çünkü konuşamıyorsun.
Konuşmanın sonu hep istemediğin biçimde bitiyor..
belkiler ve bilmiyorumlarla…………………………………………
Bardak sıkılmış sende sıkılmışsın.
Tutun diyorsun!!
Bardak—gücüm yok yardım et—diyor.
Ve sen, işte sen, bırakıyorsun.
Cam kırıkları odanın herbiryanına dağılıyor. Mumların arasından camdibi
gözyaşları parlıyor… mumlara bakıyorsun…… camları göremiyorsun.
Gözyaşların akıyor, cam tanecikleri nasırlı ellerinle çiftleşiyor..
Yalnızlık yüklü arkadaşlarına bakarak --- bu kaçıncı bardaktı--- diyorsun.
Gülüyorlar, işte yeni bir bardağın daha oldu.
Ama hala gözlerin mumların arasındaki camdibi gözyaşlarına bakıyor.
Ağlıyormusun?
Hayır bunu ben soruyorum!!!!
Tamam gördüm, ağlıyorsun.
Gözyaşların mumları arıyor. Mumların yanına gidiyorsun.
Camdibi gözyaşlarınla acıkardeşi oluyorsun..
Umutsuzdu diyorsun..
Yalnızlığın boş bakıyor.
Mumların alev dilleri yalan, yalan, yalan diye fısıldıyor..
Arkadaşların boş bakıyor.
sen Yalan bakıyorsun
Sonra…………
Umutsuzdum diyorsun..
Umutsuz.....................
- 07/09/2000
|