V.Paradis: Köprüdeki Kız Gözlerimi açıp da denizin altında uçuşan midyeleri görüp, küçük sevinçli çığlığımı salıveriyorum. Balık komşularım ve ahtapot evsahibim ile birlikte bu üst üste yığılmış anıların oluşturduğu canlı mercan tepesinin altında yaşıyorum. Ya da vurgulanmamış bir gün parçasının altında konuştuğum cümlelerde. Deniz o kadar da iyi bir iletici olmadığı için sadece oksijen ve hidrojen atomlarına konuşuyorum. Ve söylediğim tek bir cümle. Akışkan.Kırılgan.Tekil.Sağır.İçinde salındığım sen ve senin parfümün benim kırmızımsınız. Sonra... Şimdi ve sonrasında üzerime düşebilecek bir ve
daha fazla gökkuşağını ve onların beni boyayabilecekleri rüyaları düşlüyorum.
İçimden yükselebilecek baloncukları. Ve onları salabileceğim atmosferi. Atmosferimi.
Olabilecek birkaç an'ı gözlerimin önünden geçirdiğimde tenime takılıveren bir
rüzgarsın. Sanki lodos varmış gibi kendini koyuvermiş ve o hakim olunma anının
altında dudaklarında takılmış bir gülümsemeyle sen. Yoksa içime ve içimden akan
her şey kendi silüetine sarınmış kişisel mitolojim mi?
|