- Kapanış Saati
- Hatırladığım kadarıyla bir öğlen
üstüydü. Pencereden giren ışığı hatırlıyorum, öğle üzeri 5 gibiydi. Ne
karanlık, ne aydınlık bir kış sayfası. Midem yine balon gibi şişmişti. Neden olur
bilirim. Yürümek düzeltir diye dışarı fırladım. Kulağımda Depeche Mode vardı
gümbür gümbür, hatırlıyorum çünkü Behind The Wheel çalıyordu, ve neredeyse
eziliyordum.
"Ah küçük kızım, bazen düşünüyorum da direksiyonun arkasında ben
olmamalıyım."
Meliydi malıydı derken, köşeyi dönmüşüm. Köşenin teki. Bu daha önce
dönmediğim köşelerdendi. Tabii bunu kaybolduktan sonra anladım. Kaybolmanın verdiği
macera duygusuyla yürümeye devam ettim, nihayetinde yapacak birşey yoktu.
"Hey, kayıp mı oldun?"
- "Hayır! Yolumu kaybettim!"
"Hahahaha!!!"
Vrrrrrnnnn.
Sessizlik. Yıllar önceydi. Ormanın tekinde kaybolmuştum. Yine gündüzle akşam
arasındaydı. Kaybolduğum teşhisini koyan 2 adamla karşılaşmıştım ve bu ufacık
ilginç diyalogtan sonra arabalarına atlayıp gitmişlerdi. Giderlerken hala kahkahalarla
gülüyorlardı ya da bana öyle gelmişti.
Hava, sırf ilginçlik olsun diye karardı. Ben ve sinirli midem ve bu sefer tori amos'lu
kulaklarım yürüdük, yürüdük. Yol da kıllık olsun diye dümdüzdü.
"6:58, ateşim nerede biliyor musun?"
Herhalde yolun sonunda olmalı.
Gece yarısı oldu. Ben hala yürüyorum. Kötü bir alışkanlık üzerine yanımda beş
para yok, çantamdakiler 3 cd, yedek piller ve manasız bir güneş gözlüğünden
ibaret.
Arkamdan birisi:
"Pardon saatiniz kaç?"
dese... Ya da şu evlerden birinin kapısına dikilsem.
"Pardon, biraz kayboldum da."
- desem...
Desem mi demesem mi derken...
İçeriden tanıdık bir melodi geliyordu.
Muhtemelen Tom Waits'di, atmıyım ama Closing Time benzeri birşeyler çalıyordu
derinden derinden. İçeri girmekte ufak bir tereddütüm bile olmadı. Ilık ve
hüzünlü bir bar havası. Soludum.
Adamın teki sanki hangi masaya gitmem
gerektiğini biliyormuş gibi yol gösterdi. Ben de sanki biliyormuşum gibi peşinden
gittim.
"Merhaba Martha. Yaşlı Tom'u
tanıdın mı?"
Gülümsedi. Yaşlı Tom! Nasıl unuturum.
"Şimdi kendimi daha da yaşlı
hissediyorum. Sen de yaşlanmışsın... Kocan nasıl? Ya çocukların? Biliyor musun ben
de evlendim. O günler nasıl da geçti."
Ne kadar da gençtik, ne kadar da aptaldık.
Şiir gibi günlerdi diye keyiflendim.
"Hüzünlerimizi yağmurlu günlere
saklardık. Yanında titrediğim sessiz akşamları hatırlıyorum da..."
Sayılı saatler çabuk geçti. Tom anlattı
ben dinledim.
Bar'ın ışıkları teker teker sönmeye
başladı, kapanış saati gelmişti. Piyano adam şarkısını bitirmiş, konuşacak
başka da birşey kalmamıştı. Sadece yorgunduk.
"Arada beni ara. Konuşuruz." dedi
Tom.
Kapanış saati, hüzünlerimizi
sakladığımız yağmurlar da akıp geçmiş, yağmur dinmiş, toprak kurumuş sonuç
olarak kendimizi dışarıda bulmuştuk.
"Hoşçakal." dedi Tom. Arkasına
bakarak yürüdü gitti.
Yolun sonuna geldim. Köşemi döndüm,
kulağımda "Behind The Wheel".
"Ah küçük kızım, senin sürmeni
tercih ederim. Ben de yolcu olurum."
darc |