Mavi Bazen insanlar bir rüyayi daha önce de
gördügünü zanneder. Ama uyaninca bunun daha önce görmedigi bir rüya oldugunu anlar.
Kim bilir belki daha önce de görmüştür ama hatirlamasi mümkün degildir. Tipki
benim rüyamda kendimi bombos ve gri bir tepede yürürken bulduğum gibi. Bulutlu gri
gökyüzünün ve ıssızlıktan doğan sessizliğin içimde uyandırdığı duygu
sayesinde ilk kez gördügüm o rüyayi belki de daha önce binlerce kez gördügümü
zannetmem gibi. Gri ve issiz ortamin bana hissettirdigi garip duygu, tepenin ardinda
karsima neyin çikacagina karsi büyük merak duymama neden olmustu. Bu merak, benim daha
da hizli yürümeme, zaman zaman da kosmama neden oluyordu. Tepenin arkasinda genis bir
düzlükte yapraklari dökülmüs genis ve çiplak bir agaçtan baska hiçbir sey yoktu.
Üstelik bu sefer karsimda, “acaba ilerde ne var” sorusunun cevabini ögrenebilmemin
imkansiz oldugu uçsuz bir alan vardi. Sanki dünya sadece bu agaçtan, gri yerden ve gri
gökten ibaretti. Agacin dibine kadar gelince simdiye kadar gördügüm sayisiz rüyanin
hiçbirinde hissetme sansina sahip olmadigim iki duyguyu birden hissettim içimde.
Bunlardan birincisi, agacin dallarinin birinden gökyüzüne dogru yükselen bir mavi
kelebek sayesinde renk duygusuydu. Rüyalari siyah-beyaz sanan ben, ilk kez bir rengi bu
kadar net bir sekilde rüyamda hissetmiştim. Gerçi daha önce de rüyamda gördügüm
seylerin renkleri konusunda bir fikir sahibi olabiliyordum ama bu benim rüyalarin
siyah-beyaz oldugu görüsümü degistirmiyordu. Hissettigim diger duygu ise, hiçbir
zaman duymadigim, hiçbir zaman da duyamayacagim bir müzikti. Bu öyle bir müzikti ki,
bu sesi dünyada olan hiçbir enstrüman çikaramazdi. Belki de hissettigim müzik
değildi. Zaten o müzik sandigim sey de çok uzaklardan gelen bir seydi ve uyandigim
zaman hatirlamayacagim sadece bana hissettirdigi duyguyu hatirlayacagim bir seydi. O
gecenin sabahi, rüyamda bir rengi ve bir müzigi hissetmenin ayricaliginin verdigi
enerjiyle kendimi sokaga attim. Yalnizca biraz alisveris yapmak ve aksama kadar sokaklarda
dolasmak istiyordum. Kalabalik sokakta yürürken, içimde rüyamdaki o ıssız
alanda yürürken duydugum heyecanin tipkisini duymustum. Bir müddet sonra ise
etrafimdaki her seyin rüyamda oldugu gibi gri, siyah ve beyaz oldugunu farkettim.
Kalabalikta duydugum heyecan, issizken duydugum heyecanin tipatip aynisiydi. Yerin ve
havanin gri olmasi da rüyamin aynisiydi. Ama en çok da birden karsimda fark ettigim bir
çift mavi gözün tüm griler arasindan siyrilan tonu, rüyamdaki kelebegin mavi tonunun
aynisiydi.
|