birikinti

...  kenarköşe

 

nesneler

Kozalaklar...  Birlikte topladığımız... Kabukları...  Çekmecemde... Kurumuşlar... Eski... Çok eski...  Nasıl olur? Mendil... Üzerinde yazın... Zor okunuyor... İki kelime... Baş harfleri "s"...   Çekmecemde... Çok anlamlı... Ama çok eski, çook... -Nerden çıktı?-

Mektup... Sana yazıp da vermediğim... Sayfa solgun... Yazarken renkli ve kokuluydu. Şimdi küf gibi kokuyor çekmecemde. Çok farklı... ama yaşlı, yılları geçirmiş içinde çekmecemin...

Oyuncak ayı... Hediyen... Adını sen koymuştun... Unutmuşum, neydi?... Hatırlamam imkansız...  Nasıl eski, nasıl pis, üstü toz içinde, bembeyazdı, hatırlıyorum, şimdi grimsi...  Çamaşır makinesine atsam mı, eski günlerine dönse?-Artık çok geç... -Kalsın... Çekmecemde...

Elimde içkim... Yudumluyorum... Zihnimde bir film başlıyor... Sen... Mekanlar... Ben ve tarifsiz mutluluklarım, sonsuz sandığım zevkli telaşlarım, minik oyunlarımız, geyik muhabbetlerimiz, gülme krizlerimiz, dost omuzlarımız, filmin sonu yok, karlı bir görüntü ve karşımda, elimde içkimle ben... Aynaya bakıyorum... karışık çekmecemin yanına oturmuş kalmış yorgun bir beden... Gözlerimin altı nasıl şiş... Nedenini düşünürken saatin sesini duyuyorum ve bakıyorum, gecenin ikisi... Ne işim var ayakta, anılarımın en bi derininde??Zihnimde yeni bir görüntü canlanıyor, irkilerek uyandığım rüyam!!Aklıma yıllardır açmadığım çekmecemin gelmesi, yıllardır yanından bile geçmediğim anılarım, yapayanlızlıklarım, hiç te yalnız olmamış anlarım, korkularım, en bi cesur hallerim;bunları hatırlamam ve sonuçta yatağımdan kalkıp çekmecemi-anılarımı-aralamam, cesurca sonuna kadar açmam, savruk, pis, anlamlı, farklı, yaşlı, tozlu, kokulu eskilerim, senden kalan nesneler...  Peki ya "özne"ler nerde? Zihnimin her bir köşesine rahatça yer edinmiş, oturmuş, yerleşmiş insancıklar küçücük bir çekmeceye nasıl sığabilmişler?O beni etkileyen kocamanlıkları nerde?Bir yerde okumuş olduğum o cümle gerçeğe mi dönüştü hayatımda:Devleri yakından gördüm, hepsi cüceydi, cüce!!

Nesnelerin insanları yalnızlık duygusundan kurtarmaları ne kadar ilginç değil mi?Sanki yanımdasın... Sanki yanımdalar... Ama hayır... Karanlık yüzün... Karanlık yüzleri... Yalnız değilim ama korkuyorum... Karanlıktan... Biricik dostum, eline sana yazmış olduğum mektubu almış, kahkahalarla gülüyor, yalanlarla besliyor saflığımı, vuruyor beni arkamdan, önümden, sağımdan, solumdan, her yerimden... sen, o karanlık yüzünle yaklaşıyorsun, elinde oyuncak ayım, beni hiç bir zaman en bi içinden sevmediğini haykırıyorsun ve kalbimin üstünde zıplıyormuşçasına acı veriyorsun... kardeşim, kozalak kabuklarını eline alıyor, camı açıyor, o karanlık yüzündeki kapkara dudaklarıyla üflüyor, bir yandan ufak bir sırıtış, uçuyor kabuklar dört bir yana, "hep seni kıskanmıştım" diyerek daha da büyütüyor beni, acının olgunluğu artıran özelliğinden dolayı... Senden sonraki kısa süreli erkek arkadaşımın karanlık yüzünü görüyorum, mendili alıyor eline... Üstünde senin yazın... S. S... Okuyor... Sırıtıyor... Yırtıyor... Hayatımdan çekiip gidiyor...

Ayılıyorum... Çekmecemde herşey yerli yerinde...   Hayal... Uyku... Bıkkınlık... Telaş... Korku... Sensizlik... Boşluk... Çığlık... Çıldırıyor muyum??
Çekmecem ne kadar boş...

(30. 9. 96)

Melis Zararsız
blossomel@gmail.com
01/10/2000

birikinti