birikinti

...kenarköşe

Neyim var benim?
 
Geçmişiyle yüzleşmekten kaçınan insanlar neden hep daha başarılı oluyor bu lanet olası dünyada? Vicdan azabı diye birşeyden haberleri olmadığı için mi? Ben ne yazık ki her zaman dürüst bir insan oldum. İstediğim herşeyi çekinmeden söyleyebildim. Şimdi geriye baktığımdaysa şunu görüyorum: Zaten çekinilecek yanı olan pek de birşey yapmamışım bugüne dek.
 
İnsanın kendisiyle çatışması ne kadar acıklı. Sanırım bu duyguyla ilk olarak bundan beş yıl kadar önce tanışmıştım. O zamanlar, ders çalışmayan ama notları iyi olan, parmakla gösterilen bir öğrenciydim. Şu anda da hala parmakla gösterilmeye devam ediyorum, tek fark artık notlarım iyi değil. Neyse, galiba bana birşeyler olmuştu. Aynı şimdiki gibi. Bazı şeylerin farkına varmaya başlamıştım. Yaşıtlarıma göre ilk aşkı veya seksi erken yaşamış biri olarak sebepsiz bir komplekse kapılmıştım belki de. Ama hayır, öyle birşey değildi bu, aslına bakarsanız sorunun cevabı da açıktı: basbayağı büyüyordum işte. Ama büyüdükçe de kalbimin küçüldüğünü hissediyordum. Hep esprili ve iyimser biri olarak tanınan ben, beklenmedik bir şekilde karamsar bir insan olup çıkmıştım. Beni çok iyi tanıyan arkadaşlarım bile bunun nedenini bilemiyorlardı. Aileminse hiçbirşey umrunda değildi. Onlarla tek iletişimim, yaptığımız kavgalardı. Etrafıma öfkemi saçmıyordum, ama birgün patlayabileceğimi biliyordum. Ve beni korkutan da buydu zaten.
 
İlk aşk unutulmaz derler, ama inanın onun göz rengini bile unutmuştum. Aslına bakarsanız kötü bir çocuk değildim, herşeyden önemlisi sadık bir sevgiliydim. Ama o kadar değişkendim ki, kimseye bağlı kalamıyordum. Her defasında aşık oldum, en uzunu iki ay sonunda etkisini yitirdi. İnsanlardan o kadar çabuk soğuyordum ki...
 
Asla dikkatli bir insan da olmadım. Hep ayrıntılarla ilgilendim, esas konu hakkında hiç düşünmedim bile. Beni, özel olmasa da farklı biri yapan buydu belki de. Mesela, cebimde her zaman prezervatif taşıdım. Ama bir kez olsun kullanmadım. Cebimde hiçbir zaman sigara taşımadım. Ama hep sigara içtim. Bana kazık atan insanlar oldu. Ama onlar hakkında hiç kötü düşünmedim. İnsanlara hep iyi davranmaya çalıştım. Ama neden böyle yaptığımı hiç anlayamadım. Geçmişi hatırladıkça somurttum, geleceği düşündükçe gülümsedim. Hayat akıp gidiyor, seni umursamayacak kadar kendini beğenmiş bir şekilde hem de. Ne demiş Bay Dylan: "When you got nothing, you got nothing to lose..." Yani kazanabilmek için, öncelikle elinde hiçbirşeyin olmaması lazım. Ne? Senin de mi elinde hiçbirşey yok? O zaman kazanmaya meyillisin demektir. Saçma geliyor di mi? Sen onu bir de bana sor.
Hower
10/05/2000

birikinti