Olmayan da Ne? Okyanus görmedim ben, birkaç kez rüya yolculuklarını saymazsan
tabii. Sınırsız ve dipsiz olan, işte o herzaman ensemde tıslayıp duran. Konuşamayan
dolayısıyla anlatamayan. Giderek büyüyen, kıvrandıran, acıtan. Ben tüm bunları
sana borçluyum. Kendime neler yapıyorum? Açıklama değil istediğim cılız sesli
ozanlar misali. Ne olur anlatın bana beni yeni doğmuşum gibi. Hırpalanmadan
öğrenilmiyor, hele bazen davet eden de sensen, anlatmadan gidiyor sadece iz bırakıyor.
Tokadı yiyen küçük kız çocuğu avazı çıktığı kadar ağlıyor. PEKİ NEDEN BANA
BANA DAİR KİMSE BİRŞEY ANLATAMIYOR?! Bu beni üzüyor, içim ılıman bir mevsime
devrolunuyor. Olmayanlar olanlarla bozuşuyor, sözde huzur kaplarken her yanımı sorular
etrafımda cirit atıyor. Geçmişim ziyaret ediyor zaman zaman sisli okyanus kenarında
beni, değip değip geçiyor, rüya oluyor tam denize açılacakken boğuluyor, yitip
gidiyor. Geçmişlerimiz unufak olmuş sırçalardan başka birşey değilki... Kumdan
oluşuyoruz, kuma bulanıyoruz, kum oluyoruz. Bakıyorum dünya zamanının kıyılarında
ufka, kamaşıyor gözlerim, haksız bir rekabete girmiş gibi. Kurtaramadıklarımla
birlikte lütfen bana beni benimle anlat, ne eksik ne fazla. Olan olmayan ne varsa...
|