- O ve Ben
-
bir o vardı, eskiden. benim bir
yerime bir şey olsa benden çok onun yüreği sızlardı. Birkaç gün görmesek
birbirimizi özlemi duyardık içimizde. Laf olsun diye değil bu sözüm hakikaten
özlerdik, candan...
o vardı, eskiden. yediğimiz
içtiğimiz ayrı gitmezdi.içmek dedim de sözüm ona biz içtik mi ikimizde
“yalaktan” içerdik rakı denen mereti...
bir o vardı, eskiden. bir akşam
üstü tıkış tıkış insan dolu kredi yurtlar kurumunun kantininde tanışmıştık,
maç izlerken...öyle aniden, öylesine çabuk ve sıradan bir tanışmaydı bu..
onunla uzun geceleri sabahlara
kavuştururduk. Uyumaz beklerdik karanlıklar aydınlığa kavuşuncaya değin. Benim
eskiden örgütte yaptıklarımdan tutunda leblebi çekirdek gibi tükettiğim
kadınlardan ve onun hayat üzerine kurduğu ilginç varsayımlardan ve çocukluğumuzdan
bahsederdik...harbi duygusaldı bizimkisi ve şu koskoca şehirde yapayalnız... biz
bunlardan söz ederken zaten günde doğardı biz de biraz olsun uyumak için
yatağımıza uzanırdık..
yukarıda da dediğim gibi o
zamanlar yurtta kalıyoruz.. aynı blokta. O birinci kattaydı ben üçüncü..genelde
birinci katın koridoruna iki sandalye atar sabahı beklemeye koyulurduk..sahi biz her
gece her gece ne konuşurduk böyle sabahlara değin...sıkılmadan...
tavladan pek anlamazdı...her
oyunda yeneceğim derdi...bende “ustalar her zaman kazanır” derdim...çoğunlukla ben
haklı çıkardım öğünmek gibi olmasın... ah ah, ama birde onun dediği çıkarsa
işte o zaman usta rezil rüsvan olurdu...ne de olsa orta da iki mars bir düz yenilgi
vardı ...
birbirimize hiç
kırılmadık...hiç ama hiç kavgamız olmadı...birde hiç sevemedik gerçek anlamda ta
ki o, kızla tanışıncaya dek...
uzun bir yaz tatili geçirdi
sivas’ta... gitmeden önce bir kızdan söz ederdi hep ben pek umursamazdım...sonra
gittiğinde epey uzak kaldık, döndüğünde de anladım ki kız epey hırpalamış
çocuğu...işlerde yolunda gitmemiş pek... kız şimdi KTÜ’de okuyor sanırım ne
aradığı var ne sorduğu...bizim ki de unuttum sanıyor gariban...laf aramızda ama kız
derinden işlemiş belli....
bir o vardı, eskiden..yediğimiz
içtiğimiz ayrı gitmezdi...iş olsun diye içmez, içtik mi yalaktan içerdik...
onunla konuşmak rahatlatırdı
beni...bütün sorunlarımı anlatırdım ve sanki ona yıkardım derdimi...gerisini o
düşünür benden fazla üzülürdü bana...garip değil mi?
Ben pek yorgundum hayat denen
oyunda...bir türlü kurallara uyamıyordum..hep oyun bozanlık ediyordum...bu da epey
pahalıya patlıyordu tabi...sonuçta cezamızı çektik, işkencemizi gördük, çekildik
bir köşeye oturduk... yalnız şu lanet burnumuzu her boka sokmaya alışmıştık bir
kere...nitekim böyle günlerin bir kaçında bazı vatansever arkadaşlar kurşunlayıp
yola getirmek istedi beni...vakayı ucuz atlattık lakin onu beter üzdü bu
durum...yıkıldı koca adam... “harcayacaksın kendi buralarda boşu boşuna, çek git
buralardan” dedi...çok kızmıştı, üzgündü, ağlıyordu... ben gitmedim,
gidemezdim, kaçamazdım işte... oda bunu biliyordu zaten...
Kızlarla başımı derde
sokardım hep... x’in yaşı küçüktü, y hamileydi, t ile ufak yollu yakınlaşmaya
başlamıştık...bu kadar kız bir arada olunca idare etmesi zor oluyordu elbet...
Üçüncü kez kurşunlardan
sıyırmıştım...artık benimde kafam bozulmuş isyan etmeye
başlamıştım...çanakkale ye gitmeye karar vermiştim...onun okulu vardı olmasa da gel
diyemezdim, her şeyi bırakıp benimle gelmesini isteyemezdim... yalnızda
kalamazdım...x ve y ye teklif götürdüm... her şeyi feda edip benimle gelir misin? X
“evet” dedi, y “koşa koşa”...
Son anda gitmekten
vazcaydım...hatta biletlerim bile yandı.. neyse lafı uzatmayalım çok büyük bir
bunalımdaydım...hiç param yoktu, okula da gitmiyordum...bu koca şehirde çok zor
durumdaydım..birde y nin hamile olduğunu öğrenince iyice sıkıldım... kafaya
koymuştum artık daha fazla yaşamayacaktım... zaten bu oyunu kuralına göre
oynayamıyordum son bir kural dışı hamle yapıp kafama bir kurşun sıkacak ve perde
diyecektim...
Bu arada zorda olsa y yi kürtaja
ikna etmiş ve 170 milyon bulup ona vermiştim kürtaj için...böylece ikinci çocuğumda
doğmadan ölmüş oluyordu... ondan para almadım ama çektiği sıkıntılar yerine para
verse daha iyi olurdu herhalde onun açısından...
Bütün bu sıkıntılı
günlerin ardından artık oda dayanamadı ve sivas a çekti gitti... 3 ayda dönmedi
geri... o zamanlarda ben dünyamı değiştirmeye uğraşıyordum olmadı yapamadım...y
nin kürtaj olduğu gün ben t ile beraberdim... y ye hamile kaldığı için kızıyordum
belli ki... sonra x ve y ile yollarımı ayırdım artık sadece t vardı..üstelik o da
yoktu..yalnız sayılırdım..her şeyi t ye yüklüyor ondan çok şey bekliyordum ve
doğal olarak t bunun altından kalkamadı...ilişkimiz sıradanlaştı..ne onu ne de beni
doyurabiliyordu bu ilişki... benim gözümde bitmişti artık t ile olan
birlikteliğim...
Sonra da bana o pis illet
bulaştı...hep kötü şeyler gelip beni bulmuştu zaten hayatta... sonra yurttan da
ayrıldım ve üç ay onunla görüşmedik...aramadım sormadım...onu, rahat bıraktım
güya... ama o her şeyi biliyordu ve hiçte rahat değildi...
Neyse ki bir süre sonra
tesadüfen karşılaştık ve bir gece oturup içtik...ama ben eski ben değildim artık;
ne öyle yalaktan içebiliyordum ne de uyumadan günün doğmasını bekleyebiliyordum...
Sabah kalkıp işe gittim..o da
bütün gece uyumamış, biraz olsun uyumak için benim yatağıma uzanmıştı...ve o
gün bugündür görüşemiyoruz.... ben o kurtuluş gününü bekliyorum oda okulunu
bitirip bu pis kentten çekip gitmeyi...eğer değişmediyse görmeyeli fikirleri...
Ne diyelim şans...
Belki bir sabah yine
acılarımızı bölüşmek sevinçlerimizi katlamak için o pek az insanın yaşamak
zorunda kaldığı küçük ve kalabalık yerlerden birinde yeniden karşılarız
...ölmeden önce son bir kez daha!....