birikinti

...kenarköşe

Pamuk Prenses ve Siyah Köseleli Adam

Günlerden bir gün, hiç gereği yokken; hayat normal seyrinde, normal saçmalıklarıyla geçip gidiyorken... Birisi(?) çıkar karşına. Ve o kendi halinde akıp giden hayatında başrollerden birini kapıverir. Kaderin karşına böyle 'birisi'ni çıkarmakla ne kadar hoş bir sürpriz yaptığına inandırmak için kendini, o 'birisi'ni aklına gelen gelmeyen her olumlu özelliğin merkez üssü olarak görmeye başlarsın. Ama bir müddet sonra, uzun yıllar sürecek kutsanmış bir ilişkiye hazırlanırken tam da, gerçeğin can yakan şamarları suratına suratına inmeye başlar. Acıyan yüzün değil, yüreğindir aslında. İşte bu çeşit bir başla(ya)mamış ilişkiden arta kalan yanılgıların en büyükleri, başka bir deyişle en çok acıtanları.

YANILGI 1: Karşı cins çok hanım hanımcık, çok çıtı pıtı, çok narin ve de çok naziktir. Yani herhangi bir fotoğrafçıda çekilmiş 3cm.'e 4.5cm. boyutlarındaki vesikalık resmine bakmanız bile, bir önceki cümlede geçen yargıları onaylamanıza yeter. Dolayısıyla, kendisi gibi itinalı bir ruhla kader birliği yapmak için yanıp tutuşmaktadır. Ama otomobillerden, futboldan ya da seksten değil de çiçekten böcekten bahis açan bir erkeğin, cemaatin diğer üyeleri tarafından "kırıklıkla" itham edildiği bir memlekette bu çeşit bir adam bulmak, yeni doğmuş iki Çinli bebeği birbirinden ayırmak kadar zordur. Duruluk ve temizlik timsali Pamuk Prenses'imiz; her şeye rağmen moralini bozmadan, umudunu yitirmeden, taktire şayan bir sabır ve tevekkülle ruh ikizini beklemekte, bu bekleyiş sırasında yoluna çıkan Don Juan özentileriyle muhattab bile olmamaktadır.

GERÇEK 1: Hanım kızımızın üzerine sinmiş olan saflık ve durgunluk havası Pamuk Prenses ruhuyla değil, daha çok idrak kabiliyetindeki noksanlıkla bağlantılıdır. İlk bakışta insanı heyecanlandıran, ışıl ışıl parlayan gözlere biraz dikkatli bakınca, aslına kayda değer hiç bir mana içermediğini ve bu haliyle tavandaki avizeye takılmış iki adet altmış mumluk ampulden daha anlamlı olmadıklarını dehşetle farkedebilirsiniz.

YANILGI 2: Bu kadar şirin ve güzel bir kız, elbette özel zevklerinde de üst düzey bir beğeninin sahibi olmalıdır. Bizim Pamuk Prenses'imizin, güzel yurdumuzu aptallar cehennemine çeviren popüler kültürle ya da seviye fukarası medya şebekleriyle ne ilgisi olabilir ki? Allah'ım ne büyük mutluluk! O'nunla her türlü sanatsal faaliyete katılabilir, söz gelimi İstanbul Film Festivali boyunca sinema sinema koşuşturmanın hazzını beraberce yaşayabilirsiniz.

GERÇEK 2: Ne kadar isabetsiz bir değerlendirme! Aş(ı)kın gözü sahidende kör anlaşılan. Radyoda istasyon ayarı yaparken denk geliveren bir Serdar Ortaç şarkısından kurtulmak için hamle yapmaya yeltendiğinde O'nun tarafından durdurulunca, Hanya ve Konya'nın aslında iki ayrı yer olduğunun farkına varırsın. Başkalarıyla yapmış olduğu sohbetlere tanıklık ettiğinde görürsün ki, silikonlu mankenler listesindeki isimleri teklemeden sayabilmekte, Hülya Avşar Show'a katılan konukların performansları hakkında dikkate değer bir yetkinlikle konuşabilmektedir. Bir kere daha anlarsın ki, çok az şey göründüğü gibidir ve popüler kültür denen şey asla hafife almaya gelmez.

YANILGI 3: Önüne her an bir karıncanın çıkabileceğini düşünerek attığı her adıma dikkat eden modern çağ Grace Kelly'si, elbette çevresindeki insanların davranışlarındaki ayrıntıları gözlemleyip analiz etmektedir. Ağzındaki pabuç kadar cikleti etrafa tükürükler saçarak çiğneyenler, blue jean pantolonlarının altına iğrenç kösele ayakkabılarını (üstelik siyah ve püsküllü) giyerek dolaşanlar ya da cep telefonu mantığını tam olarak kavrayamamış, karşı tarafa sesini uydu aracılığıyla değilde bağırarak duyurabileceğini zanneden teknolojik kırolar O'nun için sadece mizah konusu olabilirler. Hadi biraz abartalım; O'nun aradığı, "yarın" derken aradaki "a" yı uzatmayan insanlardır.

GERÇEK 3: Tek bir şey söyleyeyim ve bu kısmı hemen geçelim: Esnerken ağzını kapatmıyor.

YANILGI 4: Belgin Doruk-Ayhan Işık aşklarını konu alan siyah-beyaz Türk filmlerini, elinde mendiliyle izleyen duygu yüklü kızımız, tercihini her zaman uzun süreli ilişkilerden yana kullanmıştır. Bu sebeble, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenlerin anlattıklarını öfkeyle karışık bir şaşkınlıkla dinlemektedir.

GERÇEK 4: -Afedersiniz- hıyarın biri, (blue jean pantolonun altına siyah kösele giyen mesela) bizimkine, nefs köreltmek ve sonra da yaptıklarını şehvet düşkünü diğer hemcinslerine anlatmak amacıyla girdiği ilişkilerden bahseder. Böyle yaşamaktan ne kadar sıkıldığını ve kırdığı onca cevizden sonra artık uzun süreli beraberlikler peşinde olduğunu eklemeyi de unutmaz ve bizimkinden; "olur gençlikte böyle şeyler, takma kafana" mealinde bir cevap alır. Günah çıkarma işlemi başarıyla sonuçlanmış, siyah köseleli adam masumlar kulübüne -üstelik O'nun onayıyla- kabul edilmiştir.

YANILGI 5: Normal insanların algılayamayacağı frekanslarda dolaşan çok güçlü aşk sinyalleri, ultra duyarlı, temiz kalp sahibi prensesimiz tarafından anında farkedilir. Bu sayede, karşı cinsle ilgili düşünceleri basitçe "götürmek" kelimesiyle özetlenebilecek duygu fukarası sefillerin hain planları anında deşifre edilmiş olacaktır. Dolayısıyla, "bir kadını elde etmenin 101 değişik yolu" öğretisine göre hareket edenler, 'kur yapmak' olarak adlandırılan soytarılıklarına devam edip kendilerini paralaya dursunlar, kalbinde yanan aşk ateşinin kıvılcımlarıyla bakan -ama sadece bakan, başka hiç bir şey yapmayan- bir çift gözün sahibinin, hak ettiği şekilde ödüllendirileceğinden  hiç kuşku yoktur.

GERÇEK 5: Tamam, anladık, ikili ilişkiler konusunda bilmediğin ve anlamlandıramadığın bir dolu şey var. İyi de hayatında hiç belgeselde mi seyretmedin be adam? En ufağından en kocamanına kadar, yerküreyi mesken tutan tüm mahlukatın erkeklerinin, dişisinin dikkatini çekebilmek için ne zorlu uğraşlar verdiğini, mütevazi hayvan aklının müsaade ettiği türlü türlü numaralar çevirdiğini, hatta hayatını bile tehlikeye attığını görmedin mi? Yoksa sen o çok bilmiş halinle, doğanın istisnasız tüm canlılar uysun diye koyduğu kurallara karşı çıkabileceğini, yola kendi kurallarınla devam edebileceğini mi sanıyordun? İyi o zaman artık emin olabilirsin; fena halde yanıldın..

Hakan Öngelir
17/06/2000

birikinti