"Siradan bir gün gibi baslamisti. Saat yine çalmamis, annemler geç kalarak ok gibi firlamislar ve beni evde yalniz birakmislardi. Onlar hazirlamamis olsalar aklima çay yapmak gelmezdi, süt içerdim ama hazır bulunca tostumla birlikte çay içtim. Televizyon karsisinda kucagimda bir tepsi, kanallari karistiriyordum. Hiçbirsey bulamadim izlemeye degecek. Kahvaltimi bitirince içeri odama gittim. Sari duvarlara baktim uzun süre. Niye bu kadar uzun sürdügünü bilmiyorum. Içimde bir bunalti vardi. Sabah kalktigimdan beri mideme oturmustu sanki. Bütün günü, belki de haftayi bana zehir edecegi belliydi. Ilaçlarin bir ise yaramayacagini adim gibi biliyordum. Ama buna rağmen birkaç tane almayi ihmal etmedim. En ufak birseyde hemen ilaçlara sariliyorsun, derdi bir yakinim. Isi birkaç ay önce biraktigim için beni disari çikmaya zorlayacak belirgin bir nedenim yoktu. Keyfim de olmadigina göre, bu günesli eylül gününde kalabalik arasinda ne isim olabilirdi ki? Evin sessiz ve soguk havasi bana çok daha uygun geldi. Saatlerce oturdum. Bir o kanepeye geçtim, bir bu koltuğa. Arada bir gidip odama uyuklamaya çalistim. Birseyler içtim, ardindan hemen tuvalete kostum. Vücudum bile bana uyumsuzluk gösterirken.. Içimdeki yumru giderek kendini hissettirmeye basladiginda hava daha kararmamisti. Ev hala sessizdi ve bostu. Tüm gün boyunca tek bir telefon çalmamisti. Arkadaslarim benim evde vakit geçirdigimi ve herhangi bir öneriye itiraz etmeyecegimi biliyorlardi. Ben de çalışırken bazı şeylere zaman bulamazdim diyerek kendimi avutabilirdim, ama buna kim inanir ki? Kimse aramadi. Tek basina konuşma alışkanlığım da olmadigi için, tüm gün tek kelime konusmadan geçirdim. Agzimi bir tek birseyler yerken ve esnerken açip kapattim. Evde madem hiç ses çikmiyor bari biraz müzik çalayim dedim.. Kardesimin müzik tutkusu yüzünden evin dört bir tarafina kurdugu ses düzeni kisa bir süre sonra kendini göstermeye basladi. Tok bir ses ve sert piyano vuruslari. Tüm gün ayni sarkiyi dinledim.. "don’t judge me so harsh little girl so you gonna have a playboy mommy." Tori’nin o dolgun sesi ve piyano vuruslari beynime isledi. Playboy mommy.. Hava kararmaya baslamisti. Ev sakinleri bu saate kadar gelmezlerse ya disarida yiyorlar ya da yemeğe gelmiyorlar demekti. Onlari beklemedim. Hatta eve gelmemeleri bir bakima beni rahatlatti. Gerçi bütün geceyi de gün gibi tek başına geçirmek biraz korkutucuydu ama olsun, gelmelerini istemedim.Tori’nin sesi sanki giderek yükseliyordu. Hep ayni seyi söylüyordu. "Don’t judge me so harsh" , "your playboy mommy.. I’ll be home to take you in my arms" yalniz kalmaktan çekindigim halde, tek basina bir gün geçirmenin keyifli oldugunu düyündüm bir an. Belki de tamamiyle bir avutmaydi bu. Baska çarem yoktu çünkü. Hiçkimseyi aramak istemedim. Isteseler onlar arayabilirlerdi zaten. Evde oldugumu biliyorlardi. Ama hepsinin çok daha önemli planlari olmaliydi.. Her zaman önemli planlara yenildim zaten ben. Bütün bunlari bir kenara birakip mutfaga gittim. Sabahtan beri devam eden mide agrima migren agrisi da eklenince çekilmez bir hal almisti hersey. Birkaç agri kesici ve sakinlestirici aldim. Gece de rahat uyurum diyordum. Torinin yükselen sesini kismak hatta tamamen kapamak için odaya gittim. Cd’yi yerinden çikardigim halde müzik devam ediyordu, beynimin içinde. Içime islemis olmali dedim. Uyuyunca geçer nasilsa.. ama tüm gece beni uyku tutmadi. Içtigim o kadar sakinlestirici de sadece midemi daha ağrıtmaktan başka bir ise yaramadi. En basit detaylar bile ters gidince insanın umudu iyice yikiliyor. Hayata karsi, nefes almak bile zor geliyor bazen. Gülümsemek de zor geliyor. En son ne zaman gülümsediğimi hatırlamaya çalistim. Bu ne kadar agir bir sey aslinda. Insan, oturup en son ne zaman güldügünü düsünür mü? Ben düsündüm çünkü uzun zaman oldu. Içimdeki yumru hep orada kaldi. Gelecege karsi asiri güvensizlik mi yoksa geçmisle yüzlesmekten korkmak mi beni sikiyor bilmiyorum. Sadece, onun orada olduğunu ve beni her an en yakinimmis gibi kolladigini biliyorum. Bu depresiflik en ufak bir umutsuzluk aninda ortaya çikarak beni esir aliyor. Hiçbirsey düsünemiyorum, elim ayagim karisiyor, aglama nöbetine giriyorum. bazen saatlerce nedeni olmadan agladigim oluyor.Gerisi zaten çorap sökügü gibi geliyor. Herkes, ölümü için güzel bir plan yapmistir. Ben de yaptim. Birkaç plan yaptim. Yarin baska bir gün mü olacak? Bu gece zorla uyumayi basarirsam, sabah kalktigimda hersey degismis mi olacak? Basetmeyi veya kabullenmeyi basarabilirsem, daha mi az üzülecegim? Kaybettiklerim için aglamam sona erecek mi? Yeni seyler kazanacagimi kim garanti edecek?Ya geçmisim yüzünden kaybettiklerimin benim gerçekten aradigim ve istedigim seyler oldugunu biliyorsam?.. lili |