| Bir Pazar Sabahı Günlerden pazardı. Hem severim hem de sevmem pazar günlerini. Severim çünkü tatildir, sevmem çünkü bir gün sonra tatil bitmektedir. Bir gece önce içtiğim biraların etkisi pek kalmamış gibiydi. Yataktan kaltım, tuvalete doğru yürüdüm. Tuvaletten çıktığımda uykum hala açılmamıştı. Radyoyu açtım; kayda değer birşey bulamadım. Teybe bir Smashing Pumpkins albümünü, Siamese Dream'i koydum ve divana uzandım. Kırmızı bir divandı, evdeyken genelde bu divana oturup pineklerdim. "Today" çalarken hayal kurmaya başlamıştım bile. Yaşadığın günün önemli bir gün olduğunu sana hissettiren bir şarkıydı bu: "Today is the greatest day I've ever
known..." Bugün önemli bir gün ama birşeyler
eksik. Birşeyler eksik ama ne? Üstümdeki pijamalara baktım. Eskiydiler. Sokağa
çıkarken en güzel giysilerini giy, ama evde bu tip giysilerle uyuşuk uyuşuk otur...
Aslında kendimi saklamamalıydım. Neden özel biri gibi görünmek için çaba
harcayayım ki? Ben özel biri değilim, bunu biliyorum. Ama aslında bunu kabul edebilmem
de benim özel biriolmamı sağlıyor. "Can't wait for tomorrow, tomorrow's
much too long..." Bazen ken kendime soruyorum: Ben naapıyorum? Ben naapıyorum? Ne için yaşıyorum? Yatıyorum, uyuyorum, kalkıyorum, okula gidiyorum, eve geliyorum... "Is that all...?" Basit. Sıkıcı. Renksiz. Monoton. Ama
yeterli? Hep aynı şeyleri yapıyorum, hergün... Ve hep aynı şeyleri yapmaya devam
edeceğim. Ta ki "Bıktım artık bu hayattan" diyeceğim o güne kadar. O gün
ne mi olacak? Hiçbirşey değişmeyecek. Çünkü henüz o kadar cesur değilim. Henüz o
kadar cesur değilim. Ama korkak biri de sayılmam. Çünkü bazı şeylerin ayırdına
varmaya başladım artık. "Sonunda öleceksem, neden yaşıyorum ki??" Belki
tanrı korkusu. Belki az önce de bahsettiğim, cesaret eksikliği. Ama aslında ölme
isteği. Ben ölmek istiyorum. Ama ölürsem, bir daha ölememekten korkuyorum. Hower |