...kenarköşe

Perihan Abla ve Metallica Kütahya'da

98'in sonlarıydı... Ankara'da okuyorum, ailemse İzmit'te. Cuma günü okul çıkışı İzmit'e gidip, Pazar günü tekrar Ankara'ya döneceğim. Okuldan çıktım, metroya atlayıp otobüs terminaline geldim. Her zamanki gibi tıklım tıklım dolu. Otobüsün hangi perondan kalkacağını bilmediğimden, bileti aldığım şirketin yerini arıyorum. Hızlı hızlı yürürken bir yandan da söylenip duruyorum: "Nerde bu ... Tur yaa?"... Derken o adamı gördüm. Gözlerimiz kesişti ya, artık kurtuluş yoktu. Bir an "Keşke trene bilet alsaydım" diye bile düşündüm. Adam yaklaştı ve unutulmaz o sorusunu sordu:

- Abi, abi Kütahya mı abi?
- Yok hayır, ben İzmit'e gidiyorum.
- Abi İzmit'e de bilet ayarlarız?!
- Yok, benim biletim var zaten.
- Abi gel, bi güzellik yaparız sana!
- Yok yaa, biletim var diyorum. Hem İzmit'e gidiyorum ben!
- Abi Kütahya'ya gitseydin? Hem çinileri meşhurdur Kütahya'nın.
- ???!!!

*****

Bu olay henüz bir ay önce oldu. Arkadaşlarla Maltepe pazarında dolaşıyoruz. Pek birşey alacağımız yok ya, öylesine bakınıyoruz. Derken kazak-kot tarzı giysiler satan bir yere geldik. Klasik olarak Metallica, Nirvana sweat-shirtleri falan vardı. Ben yine de bir şansımı deneyeyim dedim. Yaklaştım ve sordum:

- Abi Pink Floyd var mı?
- Ha?
- Pink Floyd diyorum. Şu kazaklardan...Metallica falan var ya orda hani?
- Haaa... Anladım, anladım. Ne grubu o? Metal mi? Ehe ehe!

Dumurun yaklaşmakta olduğunu hissediyordum. Arkadaşlarıma baktım, hepsi gülmemek için kendini zor tutuyordu. Sırıtmamaya çalışarak adamın sorusunu yanıtladım, ama sanırım başaramamıştım:

- Yok abi. Saykodelik rock oluyo bu. Heh hüh.

O an adamın bir espri girişiminde bulunacağını farkettim. Ama bu kadarını da beklemiyordum doğrusu:

- Hehehüehehe! Yok güzelim ondan. Ama Müslüm Baba verelim istersen? Eaheuheuahuea

Burda bir gülmemizi bekledi.

- Ehi ehi. Neyse abi, hadi hayırlı işler!?

*****

Akşam 7-8 civarı, eve yeni gelmişim. Kendime bir neskafe yapıp oturdum koltuğuma. Bir yandan da müzik dinliyorum... O anla özdeşleştirdiğim için unutmam mümkün değil: Doors'tan "Crystal Ship" çalıyor. Annem ve halam TV izliyorlar. TRT 1'de "Perihan Abla" olayı var. Oldum olası uyuz olmuşum bu dangalak yapıta. Küçükken bile izlemezdim. Şakir'e de kıl olurdum. Neyse... Dizinin o aptal şarkılarından biri daha çalıyordu, şöyle birşeydi sanırım: "Bugün mahalle çok mutlu, çünkü düğün şenlik var... ıvır zıvır, vs. vs." Anneme, "Sesini kıssana şunun" dedim. O da bana, "Asıl sen kıs şu şeytan kılıklı adamları" dedi (Evet, aynen böyle dedi!). Ben inat sesi açıyorum... Ve o an, Perihan Abla'nın şarkısının o insanı derinden etkileyen manalı sözlerini bir kez daha huşu içinde farkettim ve irkildim:

- Mahallede sünnet vaaaaaaar, gülün eğlenin çocuklaaaaaar...!

Açıkçası ben kendi sünnetimde pek eğlendiğimi hatırlamıyorum...

*****

Bu son olayın benimle ilgisi yok. Ünlü şarkıcı Suzanne Vega'nın ağzından anlatıyorum:

Birkaç ay önce, Los Angeles'ta Leonard Cohen'le öğle yemeği yiyecektik. Buluşma saatinden bir saat önce beni arayıp, gelemeyeceğini söyledi. Bu maksatla yaptığı açıklamaysa şöyleydi:

- Dünya, seni görmeme izin vermeyecek kadar çok benimle ilgili.

Ona şöyle dedim:

- Bu da ne demek şimdi? Nasıl yani?

Cevabı şu oldu:

- Kastettiğim şu: Eve mobilya teslim edecekler, onun için bugün dışarı çıkamıyorum.

Hower
06/01/2000
birikinti