Telefonda
Her gülüşe sevinmeyen, çok konuşan bir
insanım. Evimde bir hevenk muz var. Üç litre süt (lacivert karton kutu),
duvarlarımın birinde İspanyol Merdivenleri kartpostalı (İspanyol sensin,
merdiven de...), ve yıllar sonra keşfettiğim bir şey var, telefonumun iki
saat konuşmadan sonra kendiliğinden kapanması. Açılıp kapanmaktan yorulan
telefonumun şahitliğinde evlendiğimiz, hatta birbirimizi sevdiğimizi
söylediğimiz bugün, annemin zoru olmaksızın o sütleri lıkır lıkır içeceğim.
Hava güneşli olabilirdi, gece olmasaydı. Perdem olmasaydı yıldızları bile
görebilirdim. Kansere karşı benden daha dirençli silikon sarı bir bilekliğim
var. Yine bu konuda benden daha güçlü ilaçlarım. Onlara bana yaptıklarının
karşılığını vermek isterdim, ama yardım istemeyecek kadar gururlular.
Hepsini aynı dolapta tutuyorum ki güçsüz kalmasınlar, hem ilaçlar da hasta
olursa bize kim bakar?
Uyumaktan korkamayacak kadar uykuluyum. Tek umudum bu gelen uykunun iyi
niyetli olması. Laktik asit eskisinden daha etkili, muzlar daha tatsız (Not:
Green Peace'e 20 YTL bağışta bulun, gen teknolojisini protesto etsinler.).
Bir bardak sütle haplarımı yutuyorum. Bir elim hala sende. Benden daha
yaşlısın, ama ben senden daha erken öleceğim. Cemal Süreya'nın da dediği
gibi: "Ha ha ha."
|