Yağmurun
Sesi
Duvarları parçalıyorum..
Kanayan hep ellerim! Olduğum yerde tepinip duruyorum...
Öfkeliyim ve duygularıma isim koymuyorum artık!
Sessizce uzanmaktansa, artık sert ve güçlü adımlarla yürüyorum.. Bastığım
betondan çıkarıyorum bütün hıncımı!
Ayaklarım kanıyor, ellerim gibi. Yaşlar süzülüyor bütün bedenimden ve ben eski
rüzgâr.. Sürükleniyorum basık dağların üstünde durulmuş. Kemiklerim acıyıncaya
kadar yumrukluyorum betonu... Kemiklerim kırılıncaya kadar!
Parmaklarımda yüzük tuz-buz oluyor.. Ben tuz-buz.. Binbir parça!
Kulaklarım çınlıyor! Sesler var uzaktan yakından çalkalanıyorlar. Uzaktan yakından
sürekli zorluyorlar..
Ve ben eski rüzgâr, bulutlaşıyorum git gide!! Sonram ise yağmur.. Üstüne düşen
ılık renkler arasında düşeceğim dudaklarının arasındaki ıslığa.. mutlu
olacaksın!
Ben düşmeden önce de.. sonra da..
Ben ıslığındaki güneşle buharlaşıp, yeniden, yeniden, yeniden yağacağım sana..
Işıklarını yeniden yakacağım odanın..
Ve odana “hapis!” , hapsine “odan!” demeyeceğim annen gibi.. ve seni bir
daha oraya hiç kilitlemeyeceğim...
Ve seni bir daha hiç üzmeyecek, cezalandırmayacak, tutmayacak, sınırlar çizmeyecek
ve sana bir daha asla ağır etmeyeceğim hayatı..!
‘Sen hep böyle güneşli ıslıklar çaL..! ben yağmur olacağım...’
- Lara
- 15/10/2000
|