...kenarköşe

Yiten Zaman

Konak'ta ki Karşıyaka vapuruna bindi ihtiyar teyze.Yüzünde insanı derinden etkileyen bir ifade vardı. Elleri titriyordu. Yavaşça eğilerek ellerini yüzüne götürdü. Kimbilir kaç çocuk, kaç torun büyütüp hepsinin derdine deva olmaya çalışmıştır diye düşündüğüm anda yorgun gözleri buluştu benimle. Yanıma oturdu ve tatlı tatlı gülümsedi bana. Sonra bir resim çıkardı cüzdanından ve bakmaya başladı avuçlarının içinde sıkı sıkı tuttuğu o resmi kimsenin görmesini istememezcesine. Denize doğru bakarak bana hafifçe gülümseyerek tatlı tatlı söylendi. "Ahh zaman bir nehir gibi aktı geçti ve bu akıntıda hep sürüklendim. Yapmak istediklerimi yapamadım, yapacak cesareti bile bulamadım. Hep yenildim. Evlendim ama eşime hiç aşık olmadım. Bir kere gençken birini sevdim; ama ona söyleyemedim. Hayat izin vermedi bana. Şimdi artık yalnız başına yanan bir mumum tek başına danseden hayatta. Bazen benliğimi yitiriyorum. Şu koca denize baktığımda. Başka bir yer düşlüyorum başka bir zamanda. Soğuk rüzgarlar sanki beni çağırıyor oraya... Ne yaptı acaba Veli efendi diyorum kendi kendime. İhtiyarlamıştır heralde. Hiç haber almadım ondan... Hiç... Ama hep düşündüm onu... Çocuğuma onun adını verdim.Yalnızlık zor kızım" dedi.

Denize bakarken daldım gittim kendi dünyama teyzenin dediklerini düşünerek. Sonra o şirin ama ürkek ihtiyar yüzüne baktım. O da bana baktı. Gülümsedik birbirimize... "Çok tatlı bir kızsın.Umarım mutlu olursun. Bu hayat nehrinde yenilmezsin zamana" dedi bana. Teşekkür ettim. Karşıyaka'ya varınca ayrıldık. Yalnız kalınca gözlerimdeki yaşa engel olamadım. Teyzenin dedikleri beni çok üzmüştü. İki mum aldım kendime eve gidince odama koyacağım ama hiçbir zaman yakmayacağım...

fierce
15/12/1999
birikinti