
- Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2003
Söyleşi: Aydın Engin
350 Sayfa
|
- Bir Koltukta Kaç
Karpuz
"Halit Kıvanç
Kitabı"
“Karşımda meslek yaşamı 50 yıla
dayanmış bir medya ve sahne profesyoneli vardı. 50 yılın acı ve tatlı
deneylerinden süzülmüş dersleri benliğine sindirmiş bir profesyonel. Ne
zaman karşılaşacağını bilmediği, bilemeyeceği tersliklere, zorluklara,
aksaklıklara, tuzaklara titizlikle hazırlanmış bir profesyonel.
Randevularını bile hesaplayacak kadar dikkatli ve tedbirli bir profesyonel.”
Daha önce Heykel Oburu adlı söyleşi kitabını da yazan Aydın Engin, Halit
Kıvanç’ı böyle anlatıyor. Yıllarca okuduğum, dinlediğim ve seyrettiğim, ama
hayatı ve kişiliği hakkında pek bilgim olmayan Halit Kıvanç'ı bu kitapla birçok yönüyle
tanımış oldum.
Eğitim hayatındaki ilginç olaylar, hakimlik yaptığı dönem, yazarlık yaptığı
uzun yıllar, maç anlatırken yaşadıkları... Kısa sürede zevkle okuyacağınız
bir kitap.
Olaylar genel olarak kronolojik ilerliyor. Bu konuda Aydın Engin’in ısrarı
ve Kıvanç’ı olayları sırayla anlatmaya teşvik etmesi hoşuma gitti, diğer
taraftan da çok ısrarlı tutumuyla da biraz rahatsız etti. Örneğin Halit
Kıvanç bir soruya başka bir konuya dallanarak cevap verdiğinde Aydın Engin
“Ama ben onu sormamıştım” benzeri tepkiler veriyor. Aydın Engin’in kitap
boyunca bir başka tutumu da sorduğu soruların yanıtını ısrarla istemesi. Bu
tabii ki güzel bir şey ama zaten Halit Kıvanç o soruya cevap verse tam
olarak verir, demek ki tam emin değil ve onun yerine o konuyla ilgili başka
bir noktaya değiniyor. Bunun gibi birkaç yer haricinde kitap, soyleşinin çok
sıcak bir ortamda geçtiğini farkettiriyor.
Halit Kıvanç halkın özellikle televizyonda tek kanal olduğu zamanlarda hep
gözünün önündeydi. Şimdi o günleri, yarışma programlarını, maçları anlatışını
hatırlayın... İşte bu kitap kendisini daha iyi tanımamız için güzel bir
fırsat.
İki alıntı:
“...benim insanlarla ilişkilerim iyidir. İyi ve çabuk ilişki kurarım.
Nitekim BBC’de Türkçe servisinin başındaki Mister Mango 'Halit gelmeden
evvel diğer servislerden bize geçerken merhaba diyen azdı' derdi. Doğru.
Çünkü ben civardaki bütün servislere gidip 'Merhaba, ben Halit Kıvanç’ım.
Türkiye’den geldim. Boş vaktinizde dostluk edebiliriz' diye dolaşıp kendime
göre bir tanıtım yapmıştım.”
“Ben buraya geleceğim değil mi? Bu söyleşiyi yapacağız. Ben bu notları dün
hava daha kararmadan, oturdum düzenledim. Niye? Akşam cereyan kesilebilir,
bilmem ne olabilir, gece çalışamayabilirim... Bakın, bir sunuculuğa
gideceğim zaman da, gece dokuzda bir iş varsa gündüzden, gece giyeceğim
kıyafeti giyer, ayna karşısına geçer, bakar, sonra onları bir askıya
asarım.”
- kopsi
- 03/04/2004
|