
- Kitap: Muhteşem Gatsby
Yazar: Scott Fitzgerald
Adam Yayınları
Üçüncü Basım: Mart 1992
Çeviren: Can Yücel
|
- Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby
Scott Fitzgerald 1920’lerdeki Caz Dönemi’ni temsil eden en
önemli yazarlardan birisidir. İlk romanı “This Side of Paradise”(1920) ile üne ve
paraya kavuşur ve ardından “Tales of Jazz Age” (1922) , “All the Sad Young Men”
(1926), “Tender is the Night” (1934) adlı eserlerini yazar. 1925 yılında
yazdığı “The Great Gatsby”de (Muhteşem Gatsby) Amerikan klasikleri arasında
yer alır.
Fitzgerald eserlerini yaşamından etkilenerek yazar. Gatsby gibi o da Orta Batılı’dır.
Fitzgerald 1896 yılında St. Paul, Minnesota’da doğar. Princeton Üniversitesi’nde
öğrenciyken edebiyata yönelik yeteneklerini geliştirir. Zelda Sayre’la evlenir.
Gatsby gibi Fiztgerald’ın yaşamı da hayal kırıklıkları ile doludur. Eşi Zelda 30’lu
yaşlarda sinir krizi geçirir ve akıl hastanesinde tedavi görür. Kendisi ise alkolik
olur ve 1940 yılında kalp krizinden ölür.
The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby) “Amerikan Rüyası” nın çöküşünü anlatır.
Fakir ama hırslı olan Jay Gatsby savaş sırasında tanıdığı zengin ve güzel Daisy’i
unutamaz. Savaş sonrası inanılmaz bir servet elde eden Gatsby’nin tek düşü Daisy’le
birlikte olmaktır. Gatsby Daisy’nin New York, East Egg’deki villasının tam
karşısına bir villa yaptırır. Komşusu Nick Carraway’in yardımı ile Daisy ile
yeniden görüşmeye başlar, ama Daisy zengin Tom Buchanan ile evlidir. Daisy bir trafik
kazası sonucu Tom’un metresini öldürdüğünde Gatsby’nin arabasını kullanır ve
onun suçunu Gatsby üstlenir. Gastby ölen kadının kocası tarafından öldürülür.
Gastby’nin evinde verdiği partilere katılan insanların ne yazık ki hiç biri cenaze
törenine katılmaz. Roman, anlatıcı Nick Carraway’in şu sözleri ile son bulur :
... bir zamanlar Hollanda gemicilerinin
canı
için hemen orda çiçeklenen o eski ada
gözlerimin
önünde yavaş yavaş belirdi, yeni dünyanın
o
körpe, o yemyeşil göğsü... insanoğlu,
büyüsü
çabuk bozulan kısa bir an için, bu kıtanın
karşısında soluksuz kalmış, tarihte
son defa
olarak hayranlık gücüne eş bir şeyle
yüz yüze
gelip, ne anladığı, ne de dilediği
bir güzelleme
tutkusuna kapılmış olmalı.
Orda oturmuş o eski, o unutulmuş dünyayı
kara kara düşünürken, Daisyler’in rıhtımının
oradaki yeşil ışığı Gatsby’nin
ilk defa gördüğünde
duyduğu o hayranlık düştü aklıma...
onca zaman
ardından koştuğu düş, uzatsa hani
elini, tutacak.
Ne çare çare bilmiyordu o
düşün çoktan gerilerde
kaldığını...
Gatsby, her yıl önümüzde biraz daha
gerileyen o
yeşil ışığa, o bel-getirici
geleceğe inanıyordu.
Kaçırdık o vakit elimizden onu, ama
ziyanı yok,
yarın daha hızlı koşacak,
kollarımızı daha ilerlere
uzatacağız... Ve bir sabah,
aydınlıklar içinde...
O ümitledir ki şimdi sefer etmekteyiz,
biz bu
akıntıya karşı giden tekneler,
durmadan geriye,
geçmişe çarpılıp atılsak da ne
gam...
- fierce
- 12/06/2001
|