

<8mm
|
- Transmetropolitan, Warren Ellis
Çizgi roman piyasası, müzik-film sineması kadar hızlı büyük hitler çıkarmasa da,
90'larda önce Neil Gaiman'ın Sandman'i daha sonra Grant Morrison'ın Invisible'ı ve
Transmetropolitan'ı ile geldi.
Gaiman'ın masalsı tarzı, Ennis'in agresif yaratıcılığı, Morrison'ın zeki
senaryolarından biraz farklı bir tarz getiriyor Ellis piyasaya. Alan Moore'un V for
Vendetta'sından beri görülmemiş anarşist bir tarzı var Transmetropolitan'ın. Kitabın
has karakteri Spider Jerusalem adında bir köşe yazarı. Yakın gelecekte geçen
hikayede teknolojik gelişmeyle beraber gelen limitsiz bir kokuşmanın yaşandığı büyük
şehirde The Word isimli bir gazetede oldukça popüler "I hate it here" isimli
köşesi var. Her geçen gün daha da agresif bir şekilde politikacılara, din adamlarına,
kanun adamlarına, daha doğrusu sistemin kendisine saldırıyor bu köşede. Hiçbir
dostu yok, çünkü olaylara çok düz ve her zaman yanında olmayacağınız bir acıyla
bakıyor. İstemeyeceğiniz sayıda düşmanı var, bırakın gördükleri yerde
Jerusalem'i öldürmeyi istemeyi, evini bile basıyorlar fırsatları oldu mu.
Bu kadar yalnızlığa rağmen editörünün ısrarıyla yanına iki tane bayan asistan
almak zorunda kalıyor. Kızlar haliyle nefret ediyorlar Spider'dan, hatta bu nefretleri
sayesinde ikisi de çok yakın dost oluyorlar. Her fırsatta yermelerine rağmen siz
okuyucu olarak biliyorsunuz ki ikisi de aslında Spider'ı takdir ediyorlar. Ellerinden
geldikçe Spider'ı şımartmamaya çalışıyorlar o kadar. Jerusalem kısa süre sonra
en büyük düşmanıyla tanışıyor. Başkanlık yarışında kaybeden tarafın yanında
yer alınca, yeni seçilen başkan elinden geleni ardına koymayıp Spider'ı yoketmeye söz
verrriyor. Kitabın en ilginç yanı bu. Bir tarafta medyanın bütün artısını ve
eksisini kullanan çoğu zaman haklı ama aşağılık bir insan olan Spider, öbür
tarafta politikanın bütün pisliğini kullanan "Smiler" lakaplı bir başkan.
Spider'ın ağzından "eğer gazetecilik doğru kullanılırsa dünyanın diz kapağını
uçurabilecek güçte bir silah". Warren Ellis elinde geldiğince Spider'dan nefret
etmeniz için çabalasa da, bir süre sonra bu kadar acımasız dünyada daha da acımasız
bir köşe yazarının yanında yer almak istiyorsunuz. Spider öyle bir karakter ki, köşesinde
yazdıklarına katılsanız daji, hayatta tanışıp arkadaş olmak istemeyeceğiniz iğrenç
bir insan. Kaba, alkolik, uyuşturucu bağımlısı, senelerdir bir kadınla beraber olmadığı
için hep seks düşünen, her yeri dövmeli bir adam.
Kısa sürede çok popülarite kazandı Transmetropolitan. Bütün eksilerine rağmen
Spider Jerusalem bir anda yeni Morpheus, yeni Jesse Custer oluverdi. Aslında anlaşılması
zor bir sonuç değil. Piyasada en iyi diyalog, en iyi karakter analizi
Transmetropolitan'da var. Her ne kadar yeni Moore diye lanse edilse de, verdiği röportajlardan
anlaşıldığı üzere Spider'dan pek farklı olmayan Ellis, hızla değişen ve gelişen
tarzıyla piyasanın aradığı yeni kandı. Birçok sadık okuyucusu olan yazar gibi ya
bağlanacak ya da nefret ediceksiniz Ellis'in tarzından. Eğer denemek istiyorsanız sırasıyla
Back On the Streets ve Lust for Life'dan başlayıp Spider Jerusalem ile tanışın.
Sadece iki senedir çıkan bir seri hala taze hala sıcak. Kaçırmayın.
damage
|