...kitap

kitap bilgi

Yayın tarih: 2000

Yayınevi: İletişim Yayınevi

<8mm
Behiç Ak, Yıldızların Tembelliği
Cumhuriyet'te "Kim Kime Dum Duma" karikatür bandını 1982'den beri devam ettiren Behiç Ak geçtiğimiz senelerde bir de derleme öykü kitabı yayınladı.
 
Her sayfası gülümsettiren, zaman zaman da kahkahalar attıran bir kitap.
 
Öykü başlıklarına şöyle bir göz atmak bile içeriğini tahmin etmeye yetiyor: Kim olduğunu Bir Türlü Hatırlayamadığım Adam, Gerçekleşmeyen Projeler, Bir Düş: Şiir Bıraktırma Kursu, Bozuk bir Transformatör Hikayesi...vs..

Hikayelerdeki ana karakter 35 yaşlarında bir grafik tasarımcı. Evini ofısi olarak kullandığı için tüm yapması gereken yataktan şöyle bir doğrulup masaya oturması. Ama bu bile fazla geliyor tembel tasarımcımıza. Birbirine bağlı hikayelerde belki hepimizin düşündüğü ama ismini koyamadığı birçok benzetmeyle, tanımlamalarla karşılaşıyoruz. Mesela her insanın bir rengi olduğu, hediyelerin tekrar tekrar yine hediye olarak tüm dünyayı dolaşması, cep karıştırırken para düşürmek, amaçlı yürüyen insanlar, yemeklerin çıkardığı sesler gibi...

Tıpkı Aziz Nesin'in mizah eserleri gibi güldürürken düşündürmek sözünü fazlasıyla hakediyor Yıldızların Tembelliği.

İşte aşağıda kitaba ismini veren hikayeden bir alıntı. Yediden yetmişe tüm birikinti okurlarının sıkılmadan okuyacaklarına inandığım bir kitap! Mutlaka edinin!

"Hiçbir şey yapmak istemiyordum. Zaten benim birşeyler yapmamı kimsecikler istemiyordu... Neden bana kimse, "Mutlaka saat bilmem kaçta, bilmem nerde olmalısın, sen olmazsan olmaz, bu iş için gereklisin", gibi şeyler söylemiyordu? Bu toplum, benden birşeyler beklemiyor muydu?

"Kitap okuyabilirim" diye düşündüm. Hayır istemiyordum. Her rastladığı insana son öğrendiği şeyleri anlatmaya çalışan ayna beyinli insanlardan biri olmaya hiç mi hiç niyetim yoktu. Yoksa bu yaşadığım şeyleri yazıp, bir roman haline mi getirseydim? Hayır, benim yaşadığım şeyler kimi ilgilendirirdi ki, üstelik yaşadıklarımı roman haline getirmek için onları bozup olaylar arasında salak sepet bağlantılar kuracak, sonunda memnun olmayıp aylarca çalıştığım sayfaları çöp tenekesine atacaktım. Çöp tenekesine illa birşeyler atmak gerekiyorsa boş beyaz sayfaları atmayı tercih ederdim doğrusu. Hem ne oluyordu kardeşim, bu sürekli kendini kanıtlama çabası? Doğmayı başararak kendimi kanıtlamıştım işte... Bundan sonra yapacağım hiçbir şeyin, bu başarımdan daha büyük olması mümkün değildi. Dünyaya gelmiştim ve sıkılıyordum. Olamaz mı?

"N'apıyorsunuz?"

"Sıkılıyorum."    

     

darc

27/01/2001

birikinti