
-
- Sene:2000
-
- Şarkılar:
I Got to Leave This Woman
Since I Fell For You
I Know
Peace of Mind
Monday Woman
Ain't Nobody Like My Baby
Makin' Love is Good For You
Don't Go No Farther
Actions Speak Louder Than Words
What You Bet
You're On Top
Too Good to You Baby
I'm In the Wrong Business
She's My Baby
-
|
- BB King, Makin' Love is Good
For You
50 yılı aşkın müzik yaşamında birkaç kuşağa birden hitap etmiş, onca albüm
kaydetmiş B.B. King’in hiç yaşamaması gibi bir ihtimal söz konusu olsaydı, bu
müzik denen engin deniz büyük bir dalgadan mahrum kalmış olacaktı. Neyse ki böyle
bir şey söz konusu değil. Üstelik bir albümde B.B. King başlığının olması, o
albüm güzeldir kuralı hala geçerli. Üstelik bu son albümü, 80’ine merdiven
dayamış B.B. amcanın “pazara değil mezara kadar” felsefesi güttüğünün
kanıtı mahiyetinde bir albüm. Eğer bir yönetmen olsaydım ve de bir müzisyenin
hayatını konu alan bir film çekme şansım olaydı bu müzisyen B.B. King olabilirdi.
Filmlere konu olabilecek cinsten olan bu hayat hikayesi, tıpkı blues’un hikayesi gibi
Mississippi’nin pamuk tarlalarında başlıyor. 1925 yılında Mississippi Itta
Bene’de bir pamuk çiftliğinde dünyaya geldi. Önce kilise korosunda şarkılar
söyleyerek başladı. Gençliğinde ise dört kişilik dini şarkılar söyleyen
ilk topluluğunu kurdu. 16’sında ilk gitarını satın aldı ve birkaç sene sonra
taktı gitarını sırtına, koydu cebine 2buçuk dolarını (günümüz dolar fiyatıyla
yaklaşık 1.5 milyon lira) Memphis Tennessee’ye yol aldı. Ona bazı gitar numaraları
öğreten zamanının ünlü blues’cularından kuzeni Bukka White’da kaldı ilk
zamanlar. 40’lı yılların sonlarına doğru Memphis’de bir radyo programında
sunuculuk yapmaya başladı. Önceleri isim olarak “The Beale Street Blues Boy” daha
sonra ise “Blues Boy King” en son olarak da malum ismi kullanmaya başladı. 50’li
yıllarda Çaldığı bir barda çıkan kavga o barda yangın çıkması boyutuna kadar
varınca B.B. King ve diğer bar sakinleri barı boşaltır fakat B.B. 30 dolarlık (bu da
18 milyon lira gibi birşey oluyor) gitarını barda unuttuğunu farkeder ve kızgın
alevlere dalıp gitarını kurtarır. Ertesi gün kavganın Lucille adında bir kadın
için çıktığını öğrenir ve gitarına Lucille adını vermeyi uygun görür.
-
- Artık birer birer albümleri piyasaya sürmeye başlayan B.B., ilk
bir numaralı hiti three o’clock blues parçasını çıkarmasıyla kendisini yılda
ortalama 275 konser verirken bulması bir oldu. Lonnie Johnson, Blind Lemon Jefferson,
T-Bone Walker gibi müzisyenlerden feyz alan B.B. King’İn bugün etkilemediği
blues’cu yoktur. 60’lı yılların ikinci yarısından itibaren dünyanın en önemli
festivallerinde çaldı; en önemli ödüllerine layık görüldü. 89’da,
kuşağımızın en önemli topluluklarından U2 ile 3 ay boyunca İrlanda’dan Yeni
Zelanda’ya, Japonya’dan Avusturalya’ya ve başka ülkeleri kapsayan bir turne ile
blues’u değişik kitlelere tanıtma çalışmalarına girdi.
-
B.B. King’in albümleri burada sayılamayacak kadar çok. Tabii
ki önemli şarkılarının bir listesini de çıkarmak mümkün değil. Hele B.B.
King’in aldığı ödüllerin hepsini burada sıralamanın hiç mi hiç imkanı yok. Ben
en iyisi size 2000 tarihli son albümü tanıtayım: Aslında albüm bir önceki “Blues
On The Bayou” albümünü dinleyenler için tını olarak benzer özellikler içeriyor.
Bu albüme “98 albümünün devamı” sıfatını getirebiliriz. 14 parçadan oluşan
albümde alışıldık Lucille tonu etkileyici B.B. vokaliyle birleşiyor ve hoş vakit
geçirmenizi sağlıyor. Aslında şarkıların arasından çok sırıtan bir parça yok.
Bütün parçalar benzer tonda. Üstelik B.B. King klasiği diyebileceğimiz bir parça da
yok. Ancak bu albümün hayal kırıklığı yarattığını söylemek de imkansız. 75
yaşında birinin yapacağından çok daha fazlasını yapmış efsane müzisyen. Umarım
gelecekte yeni B.B. King albümleri dinleme şansı buluruz ve bu albüm son albüm olmaz.
B.B. King’in de bu albümü son albüm olarak düşündüğünü sanmıyorum. Blues’un
blues olmasında ve takma adımın B.b. olmasında büyük rolü olan B.B. King’i
müzikle hangi şekilde olursa olsun ilgilenen herkesin mutlaka dinlemesi gerektiğini
düşünüyorum.
- B.b.
- 26/05/2000
|