Keşke Hiç
Yapmasalardı!Herkesin
fanatik sevdiği müzisyenler vardır. Gün gelir bu müzisyenler öyle bir albüm
yaparlar ki, bütün gözünüzdeki imajları silinir gider. Dahası eski beğendiğiniz
albümlerde hiç farketmediğiniz kusurları farkeder olursunuz. Biraz aşk hikayesi gibi
değil mi? Aşağıda vereceğim örnekler daha çok yunan trajedilerine konu olabilir.
Buyrun "Keşke Hiç Yapmasalardı" listeme.
- U2

- İnsanın aklına en sevdiğinden başlamak geliyor. Senelerdir
fanatik U2 dinleyicisiyimdir. O kadar ki Passengers: Original Soundtracks Vol 1 bile
koleksiyonumda baş köşede durur. U2 dinleyip de daha önce albümü almamış olanlar
Zooropa'dan bir adım ötede hatta ambient-experimental çok şey kaçırıyor. Konumuz
malesef sadece iki sene öncesinde "Your Blue Room", "Miss Sarejevo"
yapmış grubun hangi akla hizmetse Brian Eno'yu produktor yapmak yerine Howie B ile
"turneye yetiştirmemiz gerek, para kıracağız" mantığıyla çok hızlı ve
özensiz yapılmış, adı bile ofsayt POP (1997). U2'nun en büyük artısı Bono'nun
lirikleri ve sesi ise, bu albümde ikisi de yok. vokal, distortion dans ritmlerinde yok
olmuş gitmiş. Lirik deseniz "Discoteque", "Staring at the Sun", gibi
piyasada herkesin yazabileceği şarkı sözleri, "Mofo", "Last Night at
Earth" gibi lirik olarak müzikle alakası olmayan şarkılar, "Playboy
Mansion", "Miami" gibi senelerdir yapmadıkları kadar kötü
şarkılar.... POP'un nesinden daha çok nefret etsem kararsızım.
Almanız Gereken U2 albümü: Achtung Baby
The Cure
İkinci facia elbette The Cure'dan Wild Mood Swings (1996). Hiçbir zaman bir U2 kadar
albüm kalitesi olmaddı Robert Smith'in takımının. Genelde en büyük eksisi
öncelikle bir single grubu olması, ikincisi de şarkı uzunluklarını bir türlü makul
düzeyde tutamamaları. Ama 19 küsür senedir böyle sıfıra sıfır bir albüm de
yapmamışlardı. Nerede "Just Like Heaven?" nerede "Lovesong", nerede
"Mint Car"... Neden böyle bir albüm yaptılar hiçbir fikrim yok. Dahası
"Galore" toplama albümüne koydukları "Wrong Number" dehşetle
dinlediğim kötü bir "Discoteque" kopyasıydı. Daha 2 sene önce
"Crow" soundtrack albümüne "Burn" gibi muhteşem bir şarkı veren
Robert Smith sanırım ilham kaynağını yitirdi, bu kadar basit ve dinlenilmesin diye
bir albüm yapılmaz. Açıkçası yakında çıkaracakları Blood Flowers'ı bir tek grup
dağılmadan çıkaracağımız son albüm dedikleri için bekliyorum.
- Tori Amos

- Üçüncü facia aslında göreceli bir facia. Tori Amos'un
"From the Choirgirl Hotel" (1998) albümü her ne kadar sıfır olmasa da,
sevdiğim Tori değil de çok ucuz bir Björk kopyasıydı. Experimental olmasın
demiyorum ama bazı müzisyenler vardır ya, kendilerine kötü örnekler seçerler ya da
kendi tarzı dışında başarısızdırlar. Tori'de bu iki sorun da hakim. Nereden
"Silent All These Years", "Horses", nerede "Spark"...
Genelde Tori'nin albümünü tanıtmak için çıkardığı single'lar bile güzel olurdu,
bu albümde her biri öbüründen kötüydü. Albümü azıcık ayakta tutan
"Cruel" bile unuttuğum Tori şarkılarında yerini aldı bile. İnsan bekliyor
ki, çocuk düşürdün, konsept albümlerinde de başarılısın (Boys for Pele
hayatımda dinlediğim en iyi "Beni terkettin senden nefret ediyorum"
albümüdür.) yapa yapa bu albümü mü yaptın? Hatta o kadar nefret ettim ki bu
albümden, genelde çıktığı gün aldığım Tori albümlerine son albümü "Venus
and Back"i eklemedim. Çıkan single'lara göre o albümden, "Choirgirl"den
bile daha kötü bir eser çıkarmış ortaya, tebrik etmem elde değil. Yeni albümü
için "piyasa müzik değil, bir şarap almak istiyorsanız ucuzunu almayacaksınız,
burada belli bir kalite söz konusu" diyebilen Amos hangi bulutta uçuyor bilemiyorum
ama kendisine 10 doz Kate Bush tavsiye ediyorum.
Almanız gereken Tori albümü: Little Earthquakes
- Prince
- Dördüncü facia, müzisyenin kaprisleri ile çıkardığı eserin
birbirine ters orantılı olmasından kaynaklanıyor. Prince 93'te adını Sembol yaptı,
sonra plak şirketiyle arası bozulduğu için suratına Slave yazdı. İnsan bekliyor ki
1997 yılında plak şirketinden özgürlüğünü kazandığı 3 disklik ilk albümü
Emancipation şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş experimental-uçuk Prince olsun.
Nerede?? Hayatımda Prince'in 3 disklik albüm çıkarıp içinde bir diski bile
doldurmayacak kadar güzel şarkı olmasın. Senelerin verdiği Prince fanatizmi, bir anda
kendini "ne zannediyor bu adam kendini" hissine bıraktı. Daha sonra çıkardığı
rarities "Crystal Ball" (4 disk!) ve de "New Power Soul", Prince'den
iyice uzaklaşmama sebep olduysa da bunun temeli 3 disklik saçmalık Emancipation'da yatıyor.
Almanız gereken Prince albümü: Purple Rain
- Lenny Kravitz

- O kadar fanatik hayranı değildiysem de gözümde belli bir imajı
olan Lenny Kravitz'in 1995 faciası Circus hala aklımdan çıkmıyor. "Sister",
"Always on the run" gibi gerçekten 90'ların kaliteli şarkılarını yapan bir
insan neden "Rock'n'Roll is Dead" ve benzerleri gibi gereksiz bir albüm yaptı
bilemiyorum. İşin güzel tarafı nasıl U2 şimdi Pop için "o bizim albüm değil"
diyorsa, Lenny de Circus için onu yaptı. Hayatımda bir dönemdi, sıfır albüm
biliyorum diyebildi. Nitekim 98 yapımı "5" albümü hala hit şarkılar çıkarıp
sattığına göre, Lenny kendini kurtardı diyebilirim.
Alınması gereken Lenny albümü: Are you gonna go my way?
- Sinead O'Connor
- İki tane muhteşem albüm çıkardıktan sonra arka arkaya sıfıra
sıfır iki albüm yapabilen Sinead O'Connor listemin ayrı bir şeref üyesi. Neden
Marilyn Monroe'dan "I wanna be loved by you" gibi gereksiz sabun jazz şarkılarını
coverlamayı seçtiğini bilemiyorum ama "Am I not your girl" (1992) cover albümü
olduğu için hadi affettim diyelim. 1994 yılında yaptığı Univresal Mother'ın ise hiç
affı yok. Öncelikle Kurt Cobain'in All Apologies'ini katleden O'Connor, "kulaklıkla
şarkı atlamadan dinlemenizi istiyorum" dediği albümünün tek iyi şarkısı
"Thank you for hearing me"'yi nasıl Best of'una koymadı anlamak mümkün değil.
Şarkı atlamamak bir kenara doğru dürüst şarkı yok albümde. Güzelim vokalin bu
kadar harcandığı bir albüm olabilir.
Almanız gereken O'Connor albümü: Lion and the Cobra
- Annie Lenox
- Cover albümlerini affedeceğim dedim ama üzerine Grammy verirlerse
hiç bir sempatim kalmıyor olaya. Annie Lennox muhteşem Eurythmics kataloğunun üzerine
çıkardığı daha da muhteşem Diva ve sonrasında ki klas unplugged show'u ve
"Love song for a vampire" ardından bize cover albümü Medusa (1995) ile ulaştı.
"No More I love You's" nasıl hit olabildi bilemesem de, "Whiter Shade of
Pale", "Downtown Lights" bu kadar duygusuz robot vokalle söylenir. Nerede
yalvaran "Why?", nerede buradaki "Train in Vain" cover'ı. Öncelikle
minimal enstrüman (sadece synth) ve daha da kötüsü şarkıları zorla söylüyormuş
gibi hissiz bir vokal. Lennoz niye bu albümü yaptı bir fikrim yok ama diğer eserlerine
vermediler, bu albüme Grammy verdiler ya ona inanamıyorum. Bu albümden sonra Dave
Stewart ile barışması şart olmuştu, iyi de oldu Peace (1999) albümü 10 senedir en
iyi ve tek Eurythmics albümü.
-
- İnandığım uzun mesafe koşucuları var. Bir Madonna (Erotica'ya
reğmen), bir Depeche Mode (Ultra'ya rağmen), George Michael (tuvalette yakalanmasına rağmen),
Nine Inch Nails (tarz değiştirmesine rağmen), Garbage (kusursuz olmasına rağmen) hala
büyük beklentilerime cevap verebilen müzisyenler. Açıkçası Prince ve Amos için sadık
bir dinleyicilerini kaybettiler diyebilirim. Gittikleri yolun doğru yol olduğuna inanıyorlar.
U2 ve Lenny kendini kurtarabilir. Sinead ve Annie içinse mahkeme henüz kararını vermiş
değil. The Cure'u ise kimsenin kurtarabileceğine inanmıyorum.
damage |