
- konser bilgi
-
- 16 Temmuz 1999
- İstanbul,
- Maslak Park Orman
|
Bir İstanbul
Konseri'nin Notları, Garbage? Garbage'ı İstanbul'a gelmişken kaçırmak olmazdı. Çevremizi
garbage dinlemek için pek ikna edemesek de bir kaç kişiyi taktık kolumuza gittik
ormana... Gün boyu yağmurlu geçtikten sonra akşam hayli ılıman bir atmosfer vardı.
Oturduk güzelim havuzun etrafına, aldık elimize biraları, başladık beklemeye.
Beklerken tanıdık ve tanınmış suratlar gördük. Yaş ortalaması 17-25 arasıydı.
Birkaç yaşlı teyze bu ortalamayı yükseltemedi -harbi o bayanları konser sırasında
görmek isterdim, hele maviler giymiş bembeyaz saçlı bir hanım vardı çok ilgimi
çekti. Seyirciler giyim kuşam anlamında fazla abartılı olmamakla beraber ellerinden
geldikçe değişik birşeyler takıp takıştırmaya çalışmışlardı. Etek giymiş
bir erkek arkadaşımızdan kimlik talep edilmesi bir ayrıntıydı sadece. Park Orman
konser için harika bir seçim. Büfeler köfteli, tavuklu ekmekler, cipsler, içeceklerle
seyircilerin hizmetinde. Masmavi bir havuz ve çevrenizde bir çam ordusuyla müzik
dinlemek çok keyif verici.
Saatler 21:15 oldu ve konser sahnesini bir duman dalgası kapladı, ardından grup
elemanları teker teker sahneye fırladı ve tabii ki en son solistimiz Shirley Manson
seyircinin coşkulu çığlıkları arasında papyonlu turuncu yeleği ve yeşil
pantalonu, komik kızıl saçları, kocaman gözleriyle yerini aldı. Sahnenin önündeki
kalabalık her türlü Garbage şarkısını gönülden ezberlemiş, takdire şayan
hareketlerle zıp zıp zıplayan gençlerimizle doluydu. Ben de mi alsaydım şunların
albümlerini, daha çok eğlenirdim dediğim olmadı değil. Çok popüler şarkılar
aralara serpiştirilerek söylendi. Tabii ki söylenen şarkıların arasında topu topu 2
albümleri olduğu için, I think I'm paranoid, You look so fine, Only happy when it
rains, Milk, Stupid Girl gibi popüler örneklerin hepsi vardı. Seyircinin beşte birinin
Garbage hayranı olmadığını, sadece gelmişken gitmek lazım diyenler olduğunu
gördüm. Zaten alkışlar da bunu yeterince ortaya koydu. Put gibi yerinde dikilen bir
kitle olduğunu üzüntüyle farkettim. Neyse ki sahne önü gençliği namusumuzu
kurtardı.
Shirley Manson, o pek de kolay (!) anlaşılan İskoç aksanıyla birşeyler anlatmaya
çalıştı, kimse doğru dürüst birşey anlamadı, tepki veren de pek olmadı.
Anladığımız kadarı ile İstanbul'da olmaktan mutlularmış ve böyle bir seyirci
kitlesi beklemiyorlarmış, yaptıkları müzik hakkında fikir sahibi olmaktan öte
olduğumuzu görünce sevinmişler, bu güzel ormanda, yıldızlar altında şarkı
söylemek kadar güzel birşey yokmuş, İstanbul çok egzotik bir kentmiş, istersek
havuzu kullanabilirmişiz. Shirley gerçekten de yerinde duramayan, hiperaktif bir
hatunmuş, pek kolay anladık.
Konser bir saat kırkbeş dakika sürdü. Bir saat bittikten sonra grup elemanları
şöyle bir kayboldu, kimse birşey anlamadığı için herkes etrafına bakınmaya
başladı, hatta arka taraflardan "ulan alkışlasanıza gelsinler!" diye
çığıranlar bile oldu. Her ne ise muhtemelen sadece ara vermek için gitmişlerdi ama
sanki bis yaptılar gibi oldu. Bir saat kırkbeş dakika sonunda da son şarkılarını
söyleceklerini bildirdi Shirley. Ve When I Grow Up bittikten sonra hayli
alkışlanmalarına rağmen geri gelmediler. Zaten on dakika geçmeden de yağmur yağmaya
başladı. Kimsenin fevkalade iyi bir konserdi, zevkten dört köşe oldum diyeceğini
sanmıyorum ama, 90'ların alternatif, pop, rock, dans ve benzeri formlardaki müziğinde
isim yapmış bir örneği ve özellikle Shirley Manson gibi bir solisti seyretmek
yeterince fevkalade bir durumdu.
Talihsiz bir şekilde konser ertesi günü
sabahın köründe Taksim'de olmam gerekiyordu. 08:30'da caddeden geçerken The Marmara'da
kimi gördüm dersiniz, gitaristlerden -hani sakalli olan- Duke Erikson kahvesini
yudumluyor, bacak bacak üstüne oturmuş gazetesini okuyordu.
darc |