|
İlk filmin sonunda Whistler ölmüştü. Blade'de kendisine yeni bir teknisyen bulur ve vampir avcılığına eskisi gibi devam eder. Yıllar sonra Blade, Whistler'ın ölmediğini anlar ve onu vampirlerin elinden kurtarır. O sırada, Blade'in azılı düşmanları yeni nesil bir vampir ırkına, Reaper'lara karşı birlikte savaşmak için Blade'in kapısını çalarlar ve bir anlaşma yapmak isterler. Blade de bunu kabul eder. Uzun lafın kısası Wesley Snipes bu bölümde de vampirlerin karşısında ama bu sefer başka vampir bunlar. Değişime uğramış, normal vampirlerden daha güçlü, öyle kolay kolay pes etmeyen, zor zaptedilen, çok daha çirkin yaratıklar bunlar. Kanını emdikleri kurbanlarını da kendi ırklarına dahil ediyorlar, böylece hızla çoğalabiliyorlar. Ama basit bir zaafları var: Işığa karşı hiçbir şey yapamıyorlar, anında küle dönüşüyorlar. Tahmin edersiniz ki bütün film boyunca külden geçilmiyor. "İlk filmde bütün numaraları gördük, daha ne
olabilir ki?" diyebilirsiniz. İşte burada yönetmen Guillermo del Toro
devreye giriyor. Bir devam filmi olmasına rağmen zevkle izlenebilecek bir
sonuç ortaya çıkarmış. Mekanlardan tutun da çekimlere kadar tamamen yeni
bir film karşımızda. Blade değişmedi dersem haksızlık etmiş olurum. İlk
filmdeki karizmasını da aşmış. Özellikle filmin ilk 10 dakikası çok
etkileyici. Cüneyt Arkın'ın üzerine gelen 10 kişiyi nasıl bir anda
fırlattığını bilirsiniz. Bunu bir de deri giysilerin içinde, siyah
gözlüğüyle, eşsiz silahlarla bir çizgi roman kahramanın yaptığını düşünün.
Dünyanın en saçma dövüş sahnelerini bu kadar güzel bir hale sokabilen bir
filme şapka çıkarmak lazım gerçekten. Bu sefer efektlere de ağırlık vermişler. Mesela Blade oraya buraya zıplarken bir bakmışsınız herşey bilgisayar oyunu gibi olmuş, karakterler daha mat, yumuşak hatlı olmuşlar, resmen bilgisayar oyununa giriyorsunuz sanki.Tabii bunlar 1-2 saniyelik kareler, ama biraz dikkatli bakarsanız görebiliyorsunuz. Vampirlerin görüntüleri kusursuz (diğer bir deyişle "kusursuz iğrençlikte)... Özellikle de "iç organ" sahneleri çok gerçekçi. Hatta bu kareleri yakından göstermekten hiç kaçınmamışlar. Oyucuların performanlarına gelince... Wesley
Snipes olması gerektiği gibi (yani çizgi roman karakteri gibi karizmatik).
Ron Perlman'ı en son Kayıp Çocuklar Şehri'nden tanıyorsunuz, o da bence
olması gereken tipi hatasız canlandırıyor. Leonor Varela ise dikkat çekici
değildi ama buna gerek de yoktu zaten, millet kan izlemeye gelmiş, güzel
bir performans sergilemiş ne yazar değil mi?
|