|
Amelie
Delicatessen ve Kayip Kent'in Cocuklari filmleriyle iyicene tanidigimiz yonetmen Jeunet, bu sefer sinema salonumuza Amelie ile giriyor. Ilk karesinden son karesine kadar muthis bir yasama heyecani ve detaylara hakimiyet soz konusu. Cocuklugunu fobileriyle evi cileden cikaran anne ve babasiyla geciren Amelie, okula gidemedigi icin kendi kendine eglenmesini ogrenek zamanini gecirir. Kucuk fotograf makinesi, kirmizi baligi, kropon kagitlari vs.. 16 yasina geldiginde ise cantasini toplayip kendi yasamini kurmaya koyulur. Yine Paris icinde yasamaya devam eden Amelie, bir cafe'de calismaya baslar. Aslinda ev atmosferinden pek farki olmayan bu mekanda da calisanlarin ve cafe mudavimlerinin korkulari, aliskanliklari on plandadir. Amelie butun bunlar arasinda, cok fazla suya sabuna dokunmayan yasayip giden bir hayalet gibidir. Ta ki bir gun ufak bir cocugun oyuncak teneke kutusunu bulana kadar. Kutuyu sahibine ilettiginde eger sahibi duygulanirsa, Amelie bundan sonra hayatini insanlari mutlu etmeye adayarak gecirecektir. Nitekim de oyle olur! Tabii butun bu 'baskalarini mutlu etme' cabalari arasinda, kendi hayatini neredeyse unutan Amelie'nin de yardima ihtiyaci vardir. Amelie tren istasyonlarindaki Polaroid makinalarinda cekilen fotograflari begenmeyip atilanlarini toplayip birlestirmeyi hobi edinen kendi gibi enteresan bir gence ilgi duymaya baslar ama bir turlu adama 'normal' yollardan ilgisini belli edemez. Jeunet filmlerinin vazgecilmez oyuncusu Francois Pignon cafe mudavimlerinden birini canlandiriyor. Muzikleriyle, renkleriyle, Paris sokaklarindan cok Paris ev ici cekimleriyle cok sevimli cok hayat dolu eglenceli bir film Amelie. |