...sinema

film bilgi
 
Sene: 1999
 
Yönetmen: David Fincher
Chuck Palahniuk (roman)
Jim Uhls
 
Oyuncular:
Brad Pitt
Edward Norton
Helena Bonham Carter
Meat Loaf
 
Müzik:
Dust Brothers
<8mm
Fight Club

Fight Club: sahip olduğunuz şeyler, zamanla size sahip olur!

Bu gerçekle yüzyüze gelmek korkutmasın sizi, hergün bu gerçekle hatta bu gerçek için yaşıyoruz! Tekrar özgürlüğe kavuşmak için, işe ‘ o güne kadar sahip olunan herşeyi yok etmek’le başlayan cesaret ötesi fikir, 1996 yılı Chuck Palahniuk’ in aynı adlı romanından çıkıyor, ve tabii filmin senaryosu da.. İlk olarak Alien 3 ile tanıdığımız, ‘Seven’ (1995) ve ‘The Game’(1997) ile kendine pekçok hayran kazandıran David Fincher’in bu iki filmde sadece antreman yapmış olduğunu, filmi izlediğim esnada, bir yandan gördüklerime inanamazken nasıl oluyorsa hala düşünebiliyorum... David Fincher ise şaşırtıcı sonlarla seyirciyi dumur etmeye alışmış, olayın tadını çıkarıyor...

Fight Club’ı, adsız kahramanı Edward Norton’ın ağzından dinliyoruz. Ed,( herkes ona Ed der, Rounders ve American History X’den sonra ben de samimi oldum) pek çok insanın sahip olmakla mutlu olabileceği şeylere sahip, sık sık seyehat eden, iyi bir işi, özenle seçtiği mobilyalarla bezeli güzel bir evi olan, aslında sıradan bir adamdır. Tatminsizlik ve mutsuzluk hissi onu sarar, amaçsızlık zamanla uykusuzluk problemine dönüşür. Bunu aşabilmek için terapi gruplarına katılmaya başlar. İnsanların acılarının şeffaflaştığı bu toplantılara bir turist gibi katılarak şefkati bulmuştur ki, karşısına depresif Marla çıkıverir. Nihayet anlatıcımız, bir uçak yolculuğu sırasında karizmatik Tyler Durden (Brad Pitt) ile tanışır , film kopar zaten..

Fight Club’ı izlerken, filmin sorduğu sorulara rahatlıkla cevap verebilirseniz, işiniz daha kolay sanıyorum. Ama henüz ‘ Ne olmayı hayal ediyordun, ne okudun, ne oldun?’ sorularında takıldıysanız 140 dk. işiniz var demektir.. ‘Niye işe girdin, niye evlendin, coluk coçuk..?’larla devam ediyorsanız, film üzerinde daha fazla düşünmeden devam edin!!!isterseniz.. Çünkü film tüketiciliğin, kapitalizmin, maaş ve unvanın, kadın erkek ilişkilerinin, hayat diye yaşadığımız ve sahip olduğumuz her şeyin (ya da sahibi olmayı hayal edip uğraş verdiğimiz şeylerin diyelim), kölelik olduğu sonucuna varan, allak bullak eden mesajlarla, gerçeklerle, vahşet ve kara mizahla tam gaz devam ediyor.

Gerçek şu ki : Fight Club iyi hissettiren, herkesin seyredebileceği türden bir film değil. Ama seyredenlere yardımcı olabilecek bir film; ‘kölelikten kurtulmak istiyorsanız, herşeyi bir yana bırakıp dövüşün, yaşadığınızı hissedeceksiniz!’i anlatmaya çalışmıyor elbet; dövüş klübü sembolik. Ümitsizliğe kapılmış kişiler Brad Pitt ve Edward Norton’ın kurduğu bu klübe katılarak bir çeşit mastürbasyon yapıyorlar.

Filmi izleyip seven herkesin ortak görüşü bir kere daha izlenebilir olduğu yolunda..

Fight Club alışkanlık yapabilir..

chaos

birikinti