birikinti

...sinema

hersey.jpg (7593 bytes)

Yön: Ömer Vargı
Oyn: Cem Yılmaz, Mazhar Alanson, Ceyda Düvenci, Selim Naşit Özcan, Mustafa Uzunyılmaz
Senaryo: Hakan Haksun, Ömer Vargı, Cem Yılmaz
Görüntü yön: Garry Turnbull
Yapımcı: Mine Vargı. 1998, Filmacass yapımı


Herşey Çok Güzel Olacak

Amerikalı" ve "Eşkıya" gibi gişe rekorları kiran filmlerin yapımcılığını üstlenen Mine ve Ömer Vargı iki yıllık aradan sonra "Herşey Çok Güzel Olacak"la birlikte karsimiza ciktilar. Stand-up komedinin populer adami Cem Yilmaz ve Mazhar Alanson'un basrollerde oynadigi film sinema seyircisinin beklenir ilgisiyle Aralik ayinda bulustu. Surpriz karakterlerle karsilasmayacaginiz, neseli, eglenceli bir film. Zaten yönetmen Ömer Vargi da filmin büyük söylemleri olmadigini ülkeyi kurtarmaya girismediklerini söylüyor. Senaryonun yazilmasinda da katkilari olan Cem Yilmaz ise söyle demis: "Yazdığımız bir şey olduğu için, kendinizden çıkan bir şey olduğu için kendimin teyid ettiği oyunları oynadım."

Filmin konusuna gelince Altan (Cem Yılmaz) bir kavga sırasında üç yıldır görmediği abisi Nuri'ye (Mazhar Alanson) rastlar. Nuri her ne kadar Altan'dan kurtulmaya çalissa da Altan Nuri'nin pesini birakmaz. Çalıştığı ecza deposuna birlikte giderler ve depo Altan'a uzun süredir açmayı planladığı bar için finans kaynağı olarak gözükür. Üstelik esi Ayla (Ceyda Düvenci) ile de aralari issizlik yüzünden açilmistir. Altan ne kadar vurdum duymaz neseli ve yaramazsa Nuri de o kadar temiz, titiz ve disiplinlidir. Aslinda zit karakterler gibi gözükseler de temelde Altan da Nuri de kafalarini beladan cikaramayan iki kardestir. Çeşitli uğraşlardan sonra Nuri'ye tekrar yaklaşmayı başaran Altan, farkına varmadan tehlikeli maceralara kendisi ile birlikte Nuri'yi de sürükler.

Her sahnesine çesitli espriler serpilmis fakat yine de gerçekçi olabilmeyi basarabilmis bir film. Filmde gördügünüz tüm karakterler sagda solda gördügünüz insanlardan secilmis. Türk sinemasinda pek de denenmeyen bir tarz denenmis belki de böylece. Sokaktaki en siradan konusmalar bile filme replik olmus. Öyle ki, Altan ve Nuri Bodrum'a dogru arabayla yol alirken yaptiklari konusmalarin filmin sonucuna veya bütününe hiçbir katkisi olmamasina ragmen gerçekçilik katiyor, sanki siz de yazmış tatilmiş de onlarla Bodrum'a gidiyormuş gibi hissedebiliyorsunuz. Yine de yolculuk sahnelerinin uzunca kaldigini söylemek gerek. Dikkat çeken bir baska nokta da sesli çekimlerin yapildigi filmde kimi zaman söylenenlerin rahat duyulamadigi idi. Hele de diksiyon konusunda çok da basarili oldugu söylenemeyen Cem Yilmaz'in bazi esprileri bile bu yüzden kaçiyor.

Altan ve Nuri'nin babalari rolündeki Selim Nasit Özcan karikatürlük bir baba rolü çizmis. Aralarindaki iliskinin boyutunu kavrayamamakla beraber, biraz eglencelik olsun diye bu karakterin filme katildigi düsünülebilir.  

Son zamanlarda eglenerek seyrettigim tek Türk filmi. Son dönemlerde ciddi olmaya çalisan diger Türk filmlerinden rahatligi ve gercekligiyle ayri bir yerde duruyor.

Iyi seyirler...

darc
1998

birikinti