![]()
|
Şimdiiii... 99'un en cool adamı kimdi? Hep berabeeer... Keanu Reeves... Evet.. Ya 2000'in en cool adamı? Eveeet... Jooohn Cusaaack. Nokta. Tartışma kabul edemem. Cusack, High Fidelity ile noktayı koymuştur. Abartıyor muyum? Sanmam. Şimdilik. Eğer filmi görmediyseniz, şimdi hemen bu yazıyı bitirmeden bilgisayarınızın off düğmesine basın, boşverin Shut Down falan, bad sector oluşsun ne yazar, hemen filme koşun seyredin. Abarttım mı? Sanmam. Bruce Springsteen gibi baba müzisyenlerle sık sık senli benli muhabbet ederken görülen Cusack, muhtemelen kimliğine en yakın filmlerden birini yaptı. Nick Hornby'nin Londra güzergahlı best-seller romanı High Fidelity (Türkçe'ye Sensiz Olmaz diye çeviren gerikafalı ve "geridilli" kendini populist ve ticari zihniyetli sanan insancıklara sevgilerimi yolluyorum) Chicago'da filme çevrildi. Cusack, High Fidelity'de bir plak müzik market sahibi Rob Gordon'ı canlandırıyor. Yani uzun lafın kısası Akmar Pasajındaki müzik mağazaları gibi birşey, adamımız da Zihni abimiz gibi (tabii ki Zihni gibi yakışıklı olamaz). Neyse Rob, mağazayı en az kendi kadar müzik-obsesif Barry ve Dick'le beraber işletiyor. Günlerini albüm-şarkı listeleri yapıp, müşterilerle dalga geçerek geçiren 3'lünün diyalogları mükemmel. Hele cenaze üzerine yaptıkları liste sahnesi harika. Rob kendini ortalama akıllı olarak gören, müzik, sinema dışında birşey bilmediğini de kabullenen, gelecek planları yapma derdi olmayan bir genç. Problem ise kız arkadaşlarını teker teker kaybetmesi. Catherina Zeta Jones, Lili Taylor, esrarengiz şarkıcı Lisa Bonet ve son olarak Iben Hjejle (okuyabilene aşkolsun). Bu kabarık listeden Rob için en önemlisi Laura rolündeki Iben Hjejle. Danimarkalı kızımız fena oynamıyor, ancak Cusack'in yanında pek sönük kaldığını söylemek çok zor değil. Bu rol için daha güçlü bir isim bulunsaydı (mesela Winona Ryder?) Cusack daha az parlardı ama toplamda High Fidelity daha da akılda kalıcı bir film olabilirdi. Mekan, sahne olarak hayli statik olan filmin diyalogları ve anlık ayrıntıları dinamik. Rob'un plaklarını kronoloji sırasına göre dizmesi, Laura'yı kaptırdığı egzantrik kung-fu'cu komşu rolündeki Tim Robbins'e bir türlü haddini bildiremediği sahne, kimlik bunalımlı utangaç Dick'in müzik bilgisiyle kız tavlaması, Berry'nin Stevie Wonder albümü isteyen adama ağzının payını vermesi, "Filmi henüz görmedim" demenin filmi görüceği anlamına mı geldiği yoksa filmi görmediğine göre bundan sonra da görmeyeceği anlamına mı geldiği üzerine Rob'la Berry'nin konuşmaları... vesaire... Ben bu filmi çok sevdim! Ve Being John Malkovich'te salak kuklacı rolünden sonra Cusack'i High Fidelity'de görmek gerçekten güzel...
|