Şiir gibi film.
Bir an kendinizi Mydonose Showland'de Hurrem Sultan ya da Sultans of
Dance'I seyrederken dusunun. Ne kadar tatmin edici bir kareografi degil
mi? Peki Hurrem Sultan'da Hurrem ayni zerafet ve asalet ile kol bacak ve
kafa kesseydi ve her yer kan icinde kalsaydi nasil olurdu diye dusundunuz
mu? "Ayyy ne kadar igreeeennncc" demiyorsaniz, kosa kosa Tarantino'nun
gorsel soleni Kill Bill'e gidin.
Kill Bill, diger 3 tarantino filmine gore konu ve diyalog acisindan zayif,
daha dogrusu bilincli olarak bu ikisi arka planda. Tarantino senarist
olarak degil de yonetmen olarak bu filmed kendini ispat etmek istemis, ki
bunu da buyuk olcude basarmis. Filmin konusu basit. Karni burnunda
gelin'in dugunu basilir, oldu zannedilir, 4 sene yattigi hastanede
komadayken tecavuze ugrar ve hastane'den ciktiginda Hanzo kilici ile ona
bu kotulugu yapanlari keser, bicer. Uma Thurman iyi bir secim mi, bu cok
tartisilir, ancak filmin geri kalanindaki secimler olaganustu. Ozellikle
Lucy Liu ve yaninda korumasi psikopat bakisli lise kizi Chiaki Kuriyama
zannediyorum bir seyredenin aklindan hic cikmayacak. Kusursuzluk bu olsa
gerek.
Kill Bill esasen 300 dakikalik tavizsiz bir kan soleni olacakmis. Studyo
ikiye bolmeyi tercih etmis ve 6 ay arayla piyasaya cikarmaya karar vermis.
Ben ilk filmin 150 dakikasi nasil gecti anlamadim, ama hepsinin bir anda
gosterilmemesi iyi olmus, Lord Of the Rings misali film ne kadar kusursuz
olursa olsun, 300 dakika boyunca bir film insani sinemada curutmemeli.
Eger bale, muzikal ve kan seviyorsaniz, KILL BILL'e bir sans verin,
yuzunuz gulerek ayrilacaksiniz...
damage