birikinti

...sinema

brad.jpg (3092 bytes)

 

Joe Black: Brad Pitt
William Parrish: Anthony Hopkins
Susan Parrish: Claire Forlani
Drew: Jake Weber
Allison: Marcia Gay Harden
Quince: Jeffrey Tambor

Yönetmen: Martin Brest. Senaryo: Ron Osborn, Jeff Reno, Kevin Wade, Bo Goldman.

Süresi: 174 dakika


Meet Joe Black

Scent of a woman'in yönetmeni Martin Brest'ten bol Brad Pitt manzarali bir film.

Zengin medya iş adamı William Parrish (Anthony Hopkins) 65 yaşını kutlamak üzeredir. Büyük kizi Allison onun için büyük bir parti düzenlemektedir. Küçük kızı dahili doktoru Susan bir sabah kafede gördüğü yakışıklı bir avukatla (Brad Pitt tabii ki) muhabbet eder ve ondan çok hoşlanır. İsimlerini veya telefon numaralarını bile birbirlerine vermeden ayrilirlar. Kız arkasında dönüp bakar, ı-ıh diyerek geri döner. Brad Pitt de aynısını yapar ama akıllı yoldan geçerken bu işi yaptığı için arabanın altından kalır ve ölür. Buraya kadar herşey oldukça normal yani Brad Pitt Brad Pitt gibi. Gel gelelim bundan sonra isler karışır. Parrish sabah kalp krizi geçirir ve ölmek üzere olduğunu hisseder. O sırada gaipten sesler duymaya başlar. Sonra yemege Brad Pitt gelir ama ne kılığında: Ölüm. Ölüm meleği mi demeliydik yoksa. Evet Ölüm biraz insanca yaşamak istediği için ölen avukatın kılığına bürünüp William Parrish'in evine gelmiştir. Parrish'le yaptığı pazarlıkta ona biraz daha zaman vereceğini söyler ama bu sırada Ölüm'e dünyevi şeyleri taddıracaktır. Böylece anlaşırlar ve takma ismi Joe Black (uhuuu karanlik falan ölüm mölüm) olan Ölüm ile Parrish günlerini birlikte geçirmeye başlarlar. Tabii Parrish 65 yaşında bir adamdır oysa kızı Susan tam bir fıstık. Onunla ilgilenmenin tatli bir olay olduğunu çabuk kavrar Joe. Bu arada çok komik sahnelerle karşılaşacağınızı ekleyelim. Bir kere surf yapan gençler kılıklı saçlı Joe'nun, robot gibi yürümesi, lolipop gibi fıstık ezmesi yalaması, kravat bağlamaya çalışması, Susan'ı öpmeye uğraşması, şakır şakır ingilizce konuştuğu halde bazı terimleri anlayamaması, hastanede Jamaika'lı yaşlı bir kadınla Jamaika aksanıyla konuşması hayli komik. Ölüm'ün biraz daha becerikli bir şey olacağını düşünürdük. Aslında Anthony Hopkins bu rolü fevkalade oynardı herhalde. William Parrish rolündeki Hopkins ise zaten yeterince iyi. Filme sesiyle ve konuşmasıyla bile çekilir bir hava katmış. Yine de son zamanlarda Hopkins'in bu tip zayıf filmlerde oynamasını neye versek bilemiyorum (Mask of Zorro gibi). Susan rolündeki Claire Forlani ise kırım kırım kırılgan postürü ve ıslak gözleri sanki bozuk gibi sürekli kısarak bakarak sinirleri bozuyor. Belki onun da sinirleri bozulmuştur çünkü herhalde ilk defa bir sevisme sahnesinde yakın poz kadın degil de erkek gösteriliyor.

Tüm bunlara ragmen film bütünüyle kötü denilemez. Görüntü ve text titiz, Hopkins her zamanki gibi muhteşem.

İyi seyirler,

darc
1998

birikinti