. . . sinema

 

Film Bilgi
Yapım Yılı
2006

Yönetmen
Gora Verbinski
 
Senaryo
Tedd Elliott
Terry Rossio
 
Oyuncular
  • Johny Depp
  • Orlando Bloom
  • Keira Knightley
  • Jack Davenport
  • Bill Nighy
  • Karayip Korsanları, Ölü Adamın Sandığı
     
    İzlediğiniz filmin gerçek dünyada olabilecek olaylardan mı oluşmasını istersiniz yoksa size fantastik bir dünyanın kapılarını açmasını mı? Ben ilkini tercih ederim, gerçekdışı öğeler içeren filmleri izlerken saçma olduğu düşüncesinden kurtulup filme kendimi veremem,  bunu bildiğim için de bu tür konular barındıran filmleri izlemekten kaçınırım. Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Yıldız Savaşları serilerinin hiçbir filmini izlemedim, izlemem de. Karayip Korsanları Siyah İnci’nin Laneti 2003 yılında vizyona girdiğinde de böyle düşündüğüm için filme gitmedim. Johnny Depp ise bilindiği üzere o sıralar ülkemizde pek meşhur sayılmazdı, televizyonda filmleri pek gösterilmezdi, vcd piyasası da bizim eve daha yeni uğramıştı o yüzden daha önce Depp’in sadece bir iki filmini izlemiştim ve pek hayranı sayılmazdım, yani beni filmi izlemeye götürecek bir neden değildi. Filmi izleyenler ise ne kadar komik, eğlenceli olduğundan,  Johnny Depp’in ne kadar harika oynadığından bahsedip duruyorlardı bunun üzerine merakıma yenik düşüp filmi izledim ve fantastik öğeler içeren filmlerin de istisna olarak harika olabildiğini ve müthiş etkileyici Jack Sparrow karakteri, kurnazlıklarla dolu senaryosu,  akılcı esprilerle bezeli diyalogları sayesinde kendini saçma hissettirmemeyi başarabildiğini gördüm; bırakın filme kendimi verememeyi film hiç bitmesin istedim, filmin sonunda ve etkisinin sürdüğü birkaç gün boyunca korsan olmak ya da savvy, aye gibi kelimeleri kullanabileceğim bir yerde yaşamak istedim, Jack Sparrow vari el hareketlerini kullanmadan edemedim ve tabiiki de Johnny Depp’e hayran oldum,  neredeyse bütün filmlerini izledim,  birbirinden acayip rollerin hepsini ne kadar mükemmel oynadığını gördüm ve Oscar’ı kazanmasını tüm kalbimle istedim.
    Filmin 2. ve 3.sünün çekileceğini duyduğumda da çok sevindiğimi söylememe gerek yok sanırım. Gösterime girdiği ilk gün gittim filme,  ilk film sonunda ve etkisinin sürdüğü birkaç gün boyunca hissettiklerimi bu filmden sonra da hissettim. Ölü Adamın Sandığı kesinlikle övgüyü hak eden, çok başarılı bir yapım. Ancak filmle ilgili yapımcı ve yazarların yaptığı bu filmde ilkindekinden daha çok macera, daha çok yaratık, daha çok komedinin olduğu ve senaryosunun ilkine göre çok daha karmaşık olduğu yönündeki açıklamalara bazı itirazlarım var. Evet bu filmde yaratıklar meraklısını fazlasıyla tatmin edecek derecede fazla ama bu benim filmin hiç meraklı olmadığım kısmı bu yüzden Uçan Hollandalı gemisindeki sahnelerin ve Davey Jones’un yaratığı Kraken’ın gemilere saldırdığı sahnelerin gereğiden fazla uzun olduğunu söyleyebilirim. Serinin 2.  filminin daha çok komedi unsurları içerdiği açıklaması ise benim katılmadığım noktalardan biri, evet bu filmde 'slapstick' tarzı komediye de yer verilmiş ama bence filmin asıl güzelliğini oluşturan özellikle Jack tarafından kullanılan esprili diyaloglar ilk filmde daha fazla bulunuyordu. Filmin en komik kısımlarının ise yerlilerin bulunduğu adada geçen sahneler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Senaryo ise kesinlikle ilkine göre daha basit: Herkes sandığın peşinde ama hepsi farklı amaçlar için kullanmak istiyor. Jack Sparrow yine harika ama bu filmde neredeyse hiç üçkağıtçılık, alavere dalavere yapmıyor, bu beni hayalkırıklığına uğrattı, bir tek Elisabeth’e Will’in Uçan Hollandalı’ya gidişi hakkında yalan söylüyor; hatta oyuna getirilen Jack oluyor ve dünyanın sonunu boyluyor. Filmin sonunun 3.  filmle bağlantılı olması da hoşuma gitmeyen şeylerden biri. Bu kadar itirazıma karşın yine de 1.  filme yakışan,  layıkıyla kotarılmış, keyifle izlenebilecek bir film, ben kesinlikle tekrar izleyeceğim.
    2007 yazını ise Jack’in dünyanın sonunda neler yapacağını görmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım serinin 3.  filminde benim istediğim gibi daha çok kurnazlık, düzenbazlık, daha çok komedi, daha çok Jack Sparrow ve daha az fantastik öğeler olur!
     
    .

     

    Çiğdem Demiroğlu
    29/01/2007

    birikinti