birikinti

...sinema

ripley.jpg (9270 bytes)
 
film bilgi
Sene: 1999
Yönetmen:
Anthony Minghella

Senaryo:
Patricia Highsmith,
Anthony Minghella
Oyuncular:
Matt Damon,
Gwyneth Paltrow,
Jude Law,
Cate Blanchett
 
The Talented Mr.Ripley
 
Patricia Highsmith, kitaplarını evirip çevirip de bir türlü alamadığım yazarlardan biridir. Kısmet filmini görmekmiş.
 
Yetenekli Bay Ripley’i, bildiğiniz üzere oskarlı çocuk Matt Damon canlandırıyor. Tom Ripley birkaç yerde piyano çalan, geçim derdinde sorunlu bir evladımızdır. Nedir problem? Tom da her genç gibi güzel bir hayat yaşamak ister, iyi bir üniversite bitirmiş olsun, bol parası olsun, sevgilisi olsun, ha bir de şöyle karizmatik bir tip olsun! Tabii tüm bunları ancak rüyasında görebilir. Ya da taklit eder veya yalan söyler. Kahramanımız ikinci yolu seçmeyi uygun bulur.
 
Dick Greenleaf yukarıda saydığımız özelliklerde bir gençtir. İtalya’da bir kasabada sözlüsüyle birlikte o sahil senin bu sahil benim keyif yapar. Tabii finansmanı sağlayan baba memnuniyetinden olsa gerek Tom Ripley’i İtalya’ya oğlunu ikna edip New York’a geri getirmesi için gönderir. İşte olaylar burda kopar. Nitekim Tom karşısında hayalindeki adamı bulur. Birkaç maskaralıktan sonra Dick ve sözlüsü Tom’u çevrelerinde barındırmaya ikna olurlar.
 
Peki “yetenek” olayı nerede diyeceksiniz. Güya Tom, herkesi kolayca taklit edip, kilik değiştirebilen biridir. Ancak film boyunca eser miktarda taklit görüyoruz. Adamın tam bir katil manyak olduğunu anlatmak için belki taklit olayları daha dramatik ve korkutucu biçimde canlandırılabilirdi.
 
Filmdeki rolüyle oskar çocuğu olmaya aday olan Jude Law, bu sıralar magazin basında hayli ilgi görüyor. Hatta herifin yakışıklılığı üzerine ciddi laflar düzenler var. Doğrudur adam hiç fena değil. Ben Jude Law’u Music from another Room diye gereksiz bir filmden ve nihayet Existenz’den hatırlıyorum. Abartmaya gerek olmadığını düşünüyorum açıkçası. Bence birkaç fırın karizma yemesi lazım sinemada adam olması için. Şimdi bunları diyoruz adam bir de oskar alırmış ama olsun, zaten oskar’ın ne meret olduğu belli. Nereden belli, bakınız yine bu filmde oynayan Gwyneth Paltrow.
 
Filmimize geri dönmek gerekirse –ki gerekmiyor aslında çok gerekli bir film değil- malzemenin –yani kitap- eksikliğinden mi yoksa adaptasyonun zayıflığından mıdır bilinmez pek de uzun boylu etkilenmeden unutup gideceğim bu 135 dakikayı. Konuyu okuduğumda ve fragmanı izlediğimde daha güçlü bir anlatımla karşılaşacağımı sanıyordum. Durumun psikolojik boyutu daha ince işlenebilirdi. Özellikle filmin ilk yarısında bol bol caz klubü sahneleri kullanılmış ama filme ne kattığını ben anlamadım...
 
Ha bir de Cate Blanchett var. Geçen sene Elisabeth’teki üstün performansıyla Oskar’a aday olup da Gwyneth kızına kaptıran Blanchett’i, aynı filmde vasat bir karakterde izlemek üzücü. Zaten kısıtlı rolüne rağmen parlamak için çırpındığını görmemek mümkün değil.
 
Tüm bunları söyledikten sonra filmin diğer oskarlı şahsını da eklemek gerek. Yönetmen Minghella aynı zamanda hayli oskarlı film İngiliz Hasta’nın da yönetmeniydi.
 
Sonuç olarak birkaç güzel yüz görmek için veya olmayan zamanınızı geçirmek için değerlendirebileceğiniz bir film. 
darc
15/03/2000

birikinti