|
Steep Belgeselin baslarinda bu sporun 1980’lerden itibaren ne asamalardan gectigini, nasil yayginlastigi ve bu isin tekniginin her yil nasil hizla ilerleme kaydettigi anlatiliyor. Ilk beklenti aksiyon dolu yamac asagi kayma goruntuleri olsa da zaman gecmeden Steep’in asil amacinin bu sporu hedefsizce irdelemek oldugu anlasiliyor. Tum belgesel boyunca bu sporun onemli isimlerinin cesitli konularda dusunceleri alinmis, ama isin kotu tarafi anlatilanlarin bu ugrasin ne kadar tehlikeli oldugunun altini defalarca cizmenin otesine gecemiyor olmasi. Ayni dusuncelerin defalarca farkli sporcular tarafindan aktarilmasi acikcasi kabul edilemez bir hata olmus. Spora olan bagimlilik seviyesindeki muthis sevgileri de bir diger genel dusunce, ve bu da belgeselin basindan sonuna kadar beyninize kaziniyor. 45 derece egimli dag yamacindan asagi kontrollu de olsa kaymak insanda pek cok siradisi ozellik barindirmasini gerektiriyor ve siradan birisi bunu yapanlara kafayi yemis gozuyle bakabiliyor. Steep biraz da olsa sporcularin fikir ve dusuncelerini alarak siradan kisilerin onlara empati duymasini saglayabilir. Bu konu uzerinde gereginden fazla durulmasi haricinde Steep hakkinda soylenebilecek en olumlu nokta bu. Steep, extreme skiing hakkinda fikir sahibi olmayan bir izleyici kitlesine hitap eden bir calisma olmus. Tarihini ve bu konudaki kayda deger kisileri tanima kismini atlayip bu isin direk aksiyon tarafina gecmek istiyorsaniz ornegin Warren Miller’in kayak filmlerini seyretmeniz onerilir (Cold Fusion, Storm gibi). Ozetle, Steep herhangi bir belgesel kanalinda 45’er dakikadan iki bolum halinde yayinlanabilecek siradan bir belgesel.
|